SSK ve Bağkur Emeklilerinin günlerdir beklediği yeni yıldaki zam oranları açıklandı. Bu zam beklentinin çok altında olacağı biliniyordu nitekim öyle de oldu. Emeklilerin büyük bölümü 15-20 bin lira ile geçinmek zorunda kalacak. TÜİK bir ay süresince piyasanın yüzde birin altında (0,89) zamlandığına karar vermiş. Son bir aylık sürede zamlara baktığımızda bunun gerçekle ilgisinin olmadığı görülür. Ben gittiğim alışveriş yerlerinin ürün satış fiyatlarını merak edip not ederim. Her ne kadar son ayda Üç Harfli marketler enflasyonun düşük çıkmasına katkı yapıp, fiyatlarında Ocak ayı içerisinde kısmi artış yapsalar da piyasa genelinde ürünlerin bunun çok daha üzerinde zamlandığına vatandaşlar şahit oldu. Ocak ayı gelir gelmez tüm ürünlerin zamlanması ile ocak ayı enflasyonu aralık ayına göre çok daha yüksek olacak. Bu her yıl tezgahlanan bir oyun. Bunda amaç halkın ekmeğinin daha da küçülmesi. Bu şartlarda dar gelirli olanların ev sahibi olmaları, eğer okuyan çocuğu varsa onun ihtiyacını karşılaması mümkün mü. Bir de evlenecek gençleri düşünelim bu hayat pahalılığında nasıl evlenip yuva kuracaklar. O nedenle evlenme oranı azalıyor, boşanmalar artıyor. Hani iğneden ipliğe zam geldi denir ya gerçekten de öyle. Birkaç gün önce aldığınız bir ürün yeni yılın gelmesi ile birden zamlanıvermiş. Piyasa denetimi olmayıp herkesi sattığı ürünü kendisinin belirlediği bir dönem yaşıyoruz. Kayıt dışı olan bazı yerler bu ortamdan nemalanırken dar gelirlilerin sırtındaki yük daha da artıyor. Zam yapmanın nedenini sorduğunuzda cevap hazır ”girdi fiyatlarına zam geldi” birkaç gün önce düşük olan bu fiyatlar zam için bu günleri bekliyor.
Bir de emekçinin emeklinin hakkını savunma iddiasında olan demokratik kitle örgütleri var. Peki onlar ne yapıyor? Sadece laf üretiyor, bazen de az sayıda katılımla meydana çıkıp hak savunuculuğu yapıyor. Et kokarsa tuzlanır ya tuz kokarsa ne yapacaksınız şimdi öyle bir dönemi yaşıyoruz. Önemsiz şeylerde seslerini yükseltip savunur görünenler böyle hayati bir meselede sus pus oluyorlar. Nazım Hikmetin “Dünyanın en tuhaf mahlukusun “ diye başlayıp toplumun duyarsızlığını belirten dizelerin son satırında halka seslenerek “kabahat senin demeye de dilim varmıyor, ama kabahatin çoğu senin kardeşim”
Sorunun merkezi burası değil mi ?
