KARAYA VURAN MARTI ÇIĞLIKLARI KİTABIMDAN) Sayfa30
SEVGİ YAŞAMAKTIR
“S E V G İ” ne güzel bir sözcük… Ne sınırsız bir kavram diyor leo Bucaglia:”Yaşamak Sevmek ve Öğrenmek” adlı yapıtında. Bu tılsımlı kavramı hoşgörü ve güler yüz sözcükleriyle bütünleştirince, insanca yaşamın içyüzü çıkar ortaya.
İnsan olmanın bu anlamını öncelikle hizmet nedeniyle yaşama aktarınca, iş biter verim artar. İr başka açar dalında çiçek, bir başka anlam kazanır. Beton binaların içindeki soğukluk.
Çocuklar sağlıklı büyür ve gelişir. Hastalar en güzel ilacını bulmuş, yaşlılar yalnızlık duygusunu yenmiştir artık.
Bir iş için bir görev yerine giderken ayaklarımız geriye gitmez, yüreğimizdeki kuşku bulutları dağılmıştır artık.
Dünya’da neler oluyor, bir göz atalım.
ABD’de her yıl (altmış beş yaşın üzerinde) 26 bin kişi intihar ediyor.
Yedi kişiden biri kırk yaşına girmeden ruhsal tedaviye gereksinim duyuyor.
Çocuk ölümlerini, kazaları, savaşları, saymasak bile sevgisizlik çölünde neler olup bittiğini anlatır bu rakamlar bize.
Yaşamak, sevmek-sevilmek, bu kadar güzel ve değerliyken, ayna çatlatan, kısacık ömrünü ziyan eden, ettiren asık suratlar niye? Neden zehir-zıkkım ediyoruz ediyoruz dünyayı birbirimize.
Ufkun kızarışında, gök kuşağındaki renk armonisinde sevgi kırıntılarının doyumsuzluğunu seziyor gibiyim.
Gelin şu Yunus yılında, insanları ayırım yapmadan sevelim. Hoş görünün nabzını hissettirelim parmak uçlarından. Güler yüzün çözdüğü kör düğümlere imza atalım. Yaşadığımızı anlayalım.Nefes aldığımızı sezelim. Sevgisizliğin duraklarında beklemeyelim insanlığı. Hoşgörü ve güle yüz erişilmez bir dal ucu olmamalı.
Bir gün sevgi şarkıları mırıldanırsa evimizde, işimizde dudaklarımız, mutluluk kapıyı aralamıştır…
İşte o gün:
Ufuktan başka güneş doğacak,
Sevgi kafesinden azat olacak,
Doğa ve doğamız kirlenmeyecek
Göz-bebeklerimizden yürek yürek, akacak ırmaklar
Sona erecek savaşlar, silahlar susacak o gün işte: Mutluluğu, insanlık onurunu yaşama sevincinin kitabına altın harflerle yazmış olacağız…
--------------------------------------------------------------------------------------------
“KARAYA VURAN MARTI ÇIĞLIKLARI- Sayfa:75 (N. Tezcan)
ALTINI ÇİZDİKLERİM:
Ehrenburg:Benim için biçimci iç zenginliği olmayan insandır, Nasıl konuşulacağını bilir, ama söyleyecek sözü yoktur.
Bana öyle geliyor ki,, çağımız yeni içeriği kapsayacak yeni biçimleri bulamadı.
Mehmet Fuat: Yeni içeriğin, yeni biçimlerini arayanlar biçime tapanlarla, karıştırılmamalı.”
Van Gogh gibi, Whitman gibi, doğru olduğuna inandığımız yollardan sonuna kadar ilerlemeye günümüzün bütün gerçekleriyle yaşamaya, çevremizdeki insanlarla kaynaşıp onları anlamaya, halkımıza yakışacak yapıtlar vermeye çalışalım.
Bana “Şair kimdir?” diye sorsalar, (Şair düşünen, şiir duyan insandır.” Derim.
Aşkın bencilliğini aşmak…Can Yücel: “Şiir çevrilemez, çevrileceği dilde yeniden yazılır.”
Bunları M.Fuat’ın “Unutulmuş Yazılar” kitabından aldım.
Okurken altını çizdiklerim…
Bilindiği gibi, M. Fuat eleştirmen, bir sanat eleştireni, kitapta 1951-1953 yılları arasında kaleme aldığı yazıları yer alıyor. Yazılarında birçok sanat konusunu incelemiş.
Aradan yıllar geçmiş. Sanat Dergilerinde aynı konular var.
Tartışmalar en çok:
Şiir
Dil
Öz-Biçim
Eleştiri
Halk Sanatı
Devrik Cümle
Gibi konular bugün de Tartışılıyor, tartışılacak. Çünkü sanat görecedir, bilim değildir.Bilimde kesinlik netlik vardır ama sanatta yoktur. Şiirin yüzlerce belkide binlerce tanımı vardır. Ancak şiirin tanımı varsa bile yoktur. “Sanat sanat için mi, sanat toplum için mi? O zamanlarda bugün de tartışılıyor.
Bence sanat olsun da, ne için olursa olsun. Yani önce sanat sonra amaç olmalıdır, bana göre!..
---------------------------------------------
Afrodisyas -SANAT Sayı-(8)
Yalnızlığın ortasında
Bir kırık vazo da bir susuz gün
Zil çoktan çaldı
Yağmur hanım yine geç
Ovaların iki gözü iki umut-bulut
Şu deniz şırıldarken
Ay ışığını sürükler
Kıyılarımdan kıyılarına sessiz
Cır cır böcekleri
Ağustosu sarmalamış belinden
Son beste bir şarkıda sobe-siz
Marka tutkunu bekar evine
Dönüşünce İstanbul
Dönüştürmek üzere virajı çöle
Önce suları ürküttüler o yana
Alabalıklar bile çitilenip
Çiftliklendi sonra sonra
(N.Tezcan)
