30 Ağustos bizim için en büyük bayram. Tam bağımsızlığa atılan bir adım, basılan mühür. Ulu Önder Mustafa Kemal’in en önemli armağanı.
Ve düşmanın denize döküldüğü en önemli gün.
Kurtuluştan bağımsızlığa giden yolun açılışı ve tüm engellerin ortadan kaldırılışı. Yani en büyük bayram. Bayramların bayramı. Yalnız büyük değil, aynı zamanda görkemli.
Böyle bir günde en güzel bayram yaşanırken olan çok acı bir olay.
Bir gemi alabora olup batıyor. Kıbrıs’tan yola çıkan gemi Girne’ye giderken batıyor. Gel de üzülme, gel de kahrolma,..
Ekranlar olayı yansıtmakta. Olay çok acı. 200’ün üzerinde yolcusu olan gemide hayatını yitirenler de kesin olmamakla beraber oldukça kabarık, ilk belirlemelere göre. Kurtarma çalışmaları yoğun bir şekilde sürmekte.
Yazı ortasında böyle bir olay olanaksız gibi, olsa da kaza geliyorum demez. Olay Girne’ye yaklaştığı anda olmuş. İki yüzün üzerinde yolcu olduğu saptanmış, Başka rakamlarda ekranlarda ama henüz hiç bir şey kesin olarak belli değil.
KKTC’DE BİR GEMİ BATTI 8 KAYIP
Ekranlardaki son haber.
ALABORA OLAN GEMİNİN KAPTANI GÖZALTINDA
Bu da başka bir haber (06-40)
Böyle oyalanırken tam bana göre bir şarkı: “İçime hep hüzün doluyor”
Başkası da var: “Artık yeşerecek bir dalım yok/Yağmurlar yağsa da hoş, yağmasa da…”
Yüz binlerce geçmiş olsun, hepimize…
Yani en büyük bayramımız dönüştü en büyük acıya…
Bir de küçük bir şiirimi ekliyorum, biraz ferahlarsız belki:
BU KENT
Uyuyan bir kedi sabahları bu kent
Bekçiler şimdi işsiz çöpçüler yorgun
Karanlığın pisliğine dayanır mı süpürge
Kaç kişiyle temizlenir gecenin son utancı
Kent bir simge, ülkeme yaya girince
Koca genç enerjiye dur demek kolay mı
Açlığı işsizliği ev ev sergilemek
Aklım ermez böyle aklın işine
Sırtımda kamçı izleri inadım inat
Kim gelir kandırır yorgun düşünce serap
(Necdet TEZCAN)