Sosyal medyada veya kulaktan kulağa yayılan bazı iddiaları mutlaka duymuşsunuzdur: "Dünyanın manyetik alanı kayıyormuş, o yüzden buzullar eriyor, seller oluyor..." İlk bakışta kulağa mantıklı gibi gelse de, işin aslı tamamen farklı.
Bilim insanları diyor ki: Manyetik alanın erimeyle hiçbir ilgisi yok. Tam tersine, bizim erittiğimiz buzullar yüzünden koskoca Dünya dengesini kaybedip yalpalıyor!
Gelin bu durumu, laboratuvar dilinden çıkarıp günlük hayatımızdan örneklerle, en basit haliyle inceleyelim.
MANYETİK ALAN NEDİR, HAVAYI ETKİLER Mİ?
Dünyanın merkezinde, yani yerin binlerce kilometre altında devasa bir erimiş demir denizi var. Burası sürekli çalkalandığı için tıpkı bir mıknatıs gibi bir manyetik alan üretir. Pusulalarımızın kuzeyi göstermesini sağlayan şey de budur.
Bu mıknatıs alanı zaman zaman zayıflar, yönü hafifçe kayar; bu tamamen yerin altıyla ilgili doğal bir durumdur. Ama bu durum yukarısıyla, yani havayla, yağmurla, sıcaklıkla ya da dağdaki buzun erimesiyle zerre kadar alakalı değildir. Yani, "altı üstünü etkilemiyor."
TOPAÇ ÖRNEĞİ;DÜNYA NASIL YALPALIYOR?
Şimdi asıl meseleye gelelim. Dünyayı kendi etrafında hızla dönen bir topaç gibi düşünün. Bu topacın üzerine tam dengede duracak şekilde ağırlıklar koyduğunuzu hayal edin. Topaç pürüzsüzce döner.
Ama siz o ağırlıklardan birini yerinden oynatıp başka bir yere kaydırırsanız ne olur? Topaç düzgün dönmeyi bırakır, hafifçe yalpalamaya, titremeye başlar.
İşte Dünya'nın başına gelen tam olarak budur.
SU YER DEĞİŞTİRİNCE DENGEMİZ BOZULDU
Dünyanın kutuplarında (Grönland'da, Antarktika'da) ve Nepal gibi yüksek dağlarda devasa buz kütleleri var. Bunlar milyarlarca ton ağırlığında ve binlerce yıldır yerlerinde sabit duruyorlardı. Yani topacın dengeli durmasını sağlayan ağırlıklardı.
Biz insanlar havayı kirletip dünyayı ısıttıkça bu buzlar hızla erimeye başladı. Eriyen buz neye dönüşür? Suya. Bu devasa su kütleleri dağlardan akıp okyanuslara karıştı ve dünyanın her yerine yayıldı.
Yani ne oldu?
Topacın üstündeki devasa bir ağırlık yer değiştirdi. Ağırlık merkeze ve okyanuslara yayılınca, Dünya tıpkı o dengesi bozulan topaç gibi kendi etrafında dönerken milimetrik olarak yalpalamaya başladı.
Bilimsel uydular, 1990'lardan beri Dünyanın dönüş ekseninin normalden çok daha hızlı ve farklı bir yöne doğru kaydığını net bir şekilde ölçüyor.
"Manyetik alan kaydı, buzlar eridi" lafı kocaman bir hurafeden ibaret.
Gerçek tam tersi: Biz insanlık olarak dünyayı ısıttık, buzları erittik; eriyen buzların suyu okyanuslara dağılınca koskoca gezegenin dengesini bozduk ve onu yalpalattık. Doğanın dengesiyle oynamanın faturası, sandığımızdan çok daha ağır ve derin oluyor.
MANYETİK ALAN KAYMASI HAYATIMIZI NASIL ETKİLER?
"Dünyanın manyetik alanı kayıyormuş, kutuplar yer değiştirecekmiş!" haberlerini son zamanlarda internette sıkça görür olduk.
Bu haberlerin altına yapılan yorumlara bakarsanız, dünyanın sonunun geleceğini, devasa depremler olacağını ya da kıyamet kopacağını düşünen birçok insan var.
Peki, işin aslı ne?
Dünyayı dev bir mıknatıs gibi saran bu koruyucu kalkan yer değiştirdiğinde gerçekten başımıza neler gelecek?
Gelin, felaket senaryolarını bir kenara bırakıp, konuyu en basit haliyle, günlük hayatımız üzerinden inceleyelim.
KUZEY IŞIKLARI ANTALYA’DAN BİLE GÖRÜLEBİLİR!
Manyetik alan kaymasının en keyifli ve görsel sonucu bu olabilir.
Normalde "Kuzey Işıkları" (Aurora) dediğimiz o muazzam renkli gökyüzü gösterilerini izlemek için Norveç, İzlanda gibi kutuplara yakın yerlere gitmeniz gerekir. Çünkü güneşten gelen ışınlar, manyetik alanın kutup noktalarından içeri sızar.
Manyetik kutup kaydıkça, bu ışıkların görüldüğü yerler de kayacak. Belki de gelecekte bu büyüleyici manzarayı izlemek için Norveç’e gitmeye gerek kalmayacak; ışıklar Rusya'nın güneyine, hatta belki Türkiye'nin kuzey sınırlarına kadar yaklaşabilecek.
AKILLI TELEFONLAR VE NAVİGASYONLAR KAFAYI YİYEBİLİR
Cebimizdeki akıllı telefonların içinde, yönümüzü bulmamızı sağlayan minik dijital pusulalar var.
Google Maps veya Yandex Navigasyon gibi uygulamalar, haritayı doğru yöne çevirmek için bu pusulalardan faydalanır.
Manyetik alan hızla kayarsa, telefonlarımızın "kuzey" diye bildiği yer değişeceği için yön bulma yazılımları hata vermeye başlayabilir.
Tabii ki teknoloji şirketleri bunu bildiği için sürekli güncellemeler yayınlıyor; ancak bu güncellemeler yapılmazsa haritalar bizi yanlış yollara sokabilir.
Denizciler ve havacılar için de pist numaralarından rota hesaplarına kadar birçok teknik detayın haritalarda sil baştan düzenlenmesi gerekir.
GÖÇMEN HAYVANLARIN YOLU ŞAŞABİLİR
Doğadaki birçok canlı (özellikle göçmen kuşlar, deniz kaplumbağaları, balinalar ve bazı arı türleri) gözle görülmeyen bu manyetik alanı bir harita gibi kullanır. Kafalarının içinde adeta doğuştan gelen bir pusula vardır ve yollarını buna bakarak bulurlar.
Manyetik kutup çok hızlı yer değiştirirse veya alan zayıflarsa, bu hayvanların yön duygusu ciddi şekilde zarar görebilir. Kuşlar her yıl gittikleri sıcak memleketler yerine yanlış yerlere uçabilir, balinalar yollarını şaşırıp kıyıya vurabilir.
Doğanın bu duruma adapte olması biraz zaman alacaktır.
TEKNOLOJİ SINIFTA KALABİLİR ELEKTRİK VE İNTERNET KESİNTİLERİ
Manyetik alan kayarken, bizi Güneş'ten gelen zararlı ışınlara karşı koruyan bu kalkan yer yer zayıflar. Kalkan zayıfladığında, Güneş'te meydana gelen dev patlamaların şiddeti yeryüzüne daha fazla yansır.
Bu durum insanları doğrudan kanser yapmaz ya da yakmaz; çünkü atmosferimiz bizi korumaya devam eder. Ancak teknolojimiz büyük zarar görebilir. Güneşten gelen elektrik yüklü dalgalar;
Uzaydaki uyduları bozabilir (Televizyon ve internet yayınları kesilebilir).
Şehirleri besleyen dev elektrik trafolarını patlatabilir (Günlerce, hatta haftalarca sürecek büyük elektrik kesintileri yaşanabilir).
KORKMALI MIYIZ?
Manyetik alanın kayması dünyayı yok edecek, kıtaları batıracak bir felaket değildir. Depremlerle veya havanın ısınmasıyla da bir ilgisi yoktur.
Bu durum, insanoğlundan ziyade teknolojimizi vuran bir olaydır.
Eğer önlem alınmazsa internetimizin kesilmesine, navigasyonlarımızın şaşmasına ve elektrik şebekelerinin çökmesine neden olabilir.
Yani manyetik alan kayması Dünyanın sonunu getirmez ama modern, teknolojik hayatımızın konforunu fena halde kaçırabilir.