“Gönül durup dururken bir güle uçtu kuş gibi…”

Çok sevdiğim bir şarkının ilk dizesi bu.Şarkıyı hele Arif Öz gülüş söylerse… Anlayacağınız gibi zor olduğu kadar güzel mi güzel…

Başka şarkılarda var:

“Baharın gülleri açtı, yine mahsundur bu gönlüm.” Bu şarkı da böyle başlar. Ve yıllardı, sözleriyle, melodisiyle aynı olgunluk ve güzellikte.

Devamı nasıldı, sanırım şöyle:

“Etrafa nes’eler saçtı, beyhude geçti bu gönlüm…”

Beyhude, boşuna anlamında. Yani bitimsiz sandığımız koca ömür boşü-boşuna geçip gitti.

Bu yaşa geldim. Ne saçımı boyadım, ne saç ektirdim. Her zaman “Neysem oyum” oyununu oynadım…

Yapay güzelliklerden ömür boyu uzak durmaya çalıştım. Yapay güzelliklere koşmak psikolojide, kendini olduğun gibi görmemek kaynaklı.

Ancak ağlıkla ilgili bir durum söz konusuysa çare aranır ve normaldir.

Bakımlı, temiz, sağlıklı olmak yolundan ayrılmamaya çalıştım. Kişilik güzelliğimi her zaman önde tutmaya çalıştım.

Hele insanın insanı öldürmesini he zaman nefretle ve insanlık dışı olarak karşıladım.

Barıştan ve sevgiden yana tavır alarak sürdürdüm yaşamımı.

Daha sayılacak, söylenecek çok şey var ama, şimdilik yeter be…

Hele şu, hortumla, soygunla, kara parayla… köşeyi dönme telaşı beni hiç ilgilendirmedi. Zorlama güzellik sanırım sırıtır. En önemlisi akıl ve kişilik güzelliğidir.

Yine bir şarkının bir dizesiyle bitiriyorum yazımı: “Ümitsiz bir aşka düştüm ağlarım ben halime/Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime…”

Özetle diyorum ki, gönül bu…. Onsuz olmaz, onsuz yaşanmaz….

YAN DURAN YANGIN

Yan duran yangınların önsözünde önsezi

Gülibrişim çıkmazından göz eder pembe

Yastık yorgan döşek cenneti, şu anda gezi

Gaz bombası biber gazı gibi işlemeli

Göller, dereler, asma köprüler suskun

Bir duran adam halk ağacında sımge

Nerden geldi, hangi bahara bu yol

Oralardan bakmak, ekmeğe saygısızlık

Ceketimi tersyüz eden bu nasıl sergi

Bir maskı bile yok garibimin

Özgür ve mutlu yaşamak ufka yakın

Kendini bilmez dediler korosu tam yön

Bir koçun peşine takılan, sürü ve çoban

Kendinden söker bir süveteri açıkta

(Necdet TEZCAN)

---------------

BATI SINIRINDA

Batı sınırında yaşamak

Burada

Unutturur geçmiş acıları

“Ardı da bağlar” kalmasa da

Pembe pembedir

Haziran kirazları

Yaşlı dutlar

Ne bakınır saray kalıntılarına

O lale soğanları

Taşındı mı ne

Nerde o iri gözlü

Yıldırım’ın katmerli gülleri

Karaağaç’ta kırık bir yaşantıyı

Yansıtır Edirne tipi ahşap

Evler

Tarihe açılır duyana

Gıcırtıyla kapılar

Lozan anıtı hem yeni

Hem ordan bakar barışa

Selamlar sizi

Uzaktan iki minareli görünen

Edirne’yle özleşmiş

Muhteşem Selimiye

(Necdet TEZCAN)

-----

ISTIRANCA ESİNİ SEVDA

Yıldız dağları’ndan yıldızlanınca

Meşe dallarında kuzguni yangın

Poyraz estirir sonbahar işi rüzgar

Harmanlanır Istıranca esini sevda

Rumeli türkülerine kuşlar yuvalanınca

Karlı tepelerde ıslıklanır Mahya’

Uçuşur “Trakya Acıları”ında

Anılar yorgunu yılgın hisarlar

Şimdi bir Rumeli ezgisi esnedi yanımda

Alnımda Trakya ve Rumeli işlemeli ter

Ve Istıranca esini sevda

(Necdet TEZCAN)