Eski yıllarda daha biz çocukken kışlar çok sert olurdu. Tepe tepe kar yağar kuytularda birikirdi. Birkaç yıldır karın rengini özler olduk. İklimler değişiyor mu? Diye akıl yürütmeye başladık. Önceki yıl yağar gibi yaptı, bir kaç gün buzlandık. Ancak iki-üç sonra yine eski günlere döndük.

İlk ve ortaokuldayken kar tatilleri olur, okullara gidemezdik. Ortaokuldayken , iki hafta üst üste kar tatili olduğunu anımsıyorum. Çok yağan kar, sanki çocukları dışarı çağırırdı. Kardan adam el eder, sanki çocukları kartopu oynamaya, kızak kaymaya çağırırdı.

Ancak kızak yapmadan, kızak yokuşu olmadan yalnızca izleyici olurduk. Bazen bir minik tepeye aksamdan su dökerdik. Sabaha kadar o su buzlanır Sabah kızak kayardık. Sokak aralarına da kızak yolu yapardık, o gün kayardık. Ancak sabah istesek de kayamazdık. Çünkü yola kül dökülmüş olurduk.

Yüzümüz, ellerimiz, ayaklarımız üşüyünce doğru eve. O yıllarda evlerde ocak vardı, orda ısınırdık. Soba, kuzine … sonra sonra çıktı. Gelişmeler biz kalorifere sonra da doğalgaza taşıdı.Şimdilerde oralardayız. Çok güzel ve rahat…Kullananlar bilir.

“Baharı bekleyen kumrular gibi” Böyle şarkıları üşüyünce söylerseniz soğuğu unutursunuz.

Edirne’de de kış çok sert olur Tüm Edirne günlerce böyle bir ortamda yaşamak zorunda kalırmış.

Duyduklarımdan biri de Kıyık’tan aşağı doğru kızak yarışmaları olurmuş.. İstanbul yolu bile kapanırmış, yanılmıyorsam. Kar yüzünden yolda kalanlardan can verenler olduğunu da duyardık.

…………………………………………………………..

KALEMLERİM

Kalemlerimi o hancı da unutmuşum zamansız

Bu nedenle unutmuşum şiirce gülmeyi

Güller gülmeye başladı bile-cik

Laleler unutmakta boynu bükükleri

Şimdi kalem yanımda kale gibi yanımda

Kuş yuvaları yüksek ağaç dallarında yuva

Ben, nereye bakıyorum kuşluktan rüzgarlı

Gidip dönmek yoksa o tünelden yazık

Yıllar önce gidince ıssız kaldırımlardan

Beton ağaçlar ormana döner yakmazsak

Gizli sevdalı armonik ceplerde

Sorunsuz yanıtlar yanık testlerde

(Necdet TEZCAN)