CompaniesMarketCap’in 4 Ocak 2026 itibarıyla açıkladığı verilere göre piyasa değerlerine göre Türkiye’nin en büyük 20 şirketi şöyle:
“QNB Finansbank: $34.96B; Aselsan: $24.39B; Garanti BBVA: $14.61B; ENKA İnşaat: $10.91B; Koç Holding: $10.29B; Akbank: $8.88B; Türkiye İş Bankası: $8.87B; Turkish Airlines (THY): $8.76B; Tüpraş: $8.37B; Ford Otosan: $7.79B; BİM: $7.49B; Yapı Kredi: $7.48B; Halkbank: $6.43B; VakıfBank: $4.90B; Turkcell: $4.87B; Türk Telekom: $4.72B; Sabancı Holding: $4.22B; Coca-Cola İçecek: $3.85B; Erdemir: $3.78B; Tofaş: $3.00B”
‘20’SİNİN TOPLAMI ZOR YARIŞIYOR’
CHP’li Yazgan, listeye ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:
“Dünyanın en büyük 100 şirketi arasına girebilmek için baraj 120 milyar doları aşmaktadır. Bu da Türkiye’nin en değerli 20 şirketinin toplamının, bu listeye zorla girebildiğini göstermektedir. Yani koca bir ülkenin en büyük 20 değeri, bir araya gelse küresel bir teknoloji platformu kadar “pazar güveni” yaratamamaktadır. En değerli Türk şirketlerinin dünya devleri listesine girebilmesi için mevcut değerini yaklaşık 5 kat artırması gerekmektedir. Kaldı ki Türkiye’nin en değerli 3 şirketinden 2’si yabancı sermayedir. Üstelik bu 2 şirket de bankacılık sektöründedir.
Bu liste, aslında Türkiye’nin ekonomik modelinin nerede tıkandığının ve katma değer üretme konusundaki sancılarının bir aynası niteliğindedir. Listenin zirvesinde bankacılık sektörünün öne çıkması, sermayenin sanayi yatırımları yerine faiz odaklı finanslar araçlarda döndüğünün göstergesidir. Yabancı sermayenin zirvede yer alması ise birikimin yurtdışına transfer edilme riskini getirmektedir. Bankaların özsermaye kârlılığı yüksek olsa da, bu kâr sanayiye ucuz kredi olarak dönmüyorsa, ekonomi sadece finansal bir balon gibi büyür. Paradan para kazananın büyüdüğü, üretenin eridiği bir ülke olduk.”
‘SİVİLDE KARŞILIK BULMADI’
Yazgan, sözlerine şöyle devam etti:
“Listenin zirvesinde sanayi şirketlerinin olmaması, var olanların da cılız kalması, gelecek için sanayisizleşme riskini doğurmasının yanı sıra, ekonominin de hizmet ve finans sektörü üzerine kurgulandığını göstermektedir.
Listede öne çıkan bir diğer husus ise Aselsan’ın yalnızlığıdır. Yüksek teknoloji üreten ve piyasa değeri yüksek olan tek büyük şirket, devlet destekli Aselsan’dır. Sivil teknoloji şirketleri ve üniversitelerin küresel ölçekte rekabet edecek şirketleri çıkaramaması, “yerli ve milli” kalkınmanın sivil alanda henüz karşılık bulamadığını göstermektedir.
Bu liste, Türkiye’nin “orta gelir tuzağına” neden takıldığını özetliyor. Sermaye, yüksek teknoloji yerine bankacılık ve gayrimenkul/inşaat gibi alanlarda birikiyor. Yabancı yatırımcı, üretim tesisi kurmak yerine kârlı bankaları satın almayı tercih ediyor. Öte yandan şirketlerin piyasa değerlerinin dolar bazında düşük kalmasının bir sebebi de TL bazında rekorlar kırsalar dahi, yüksek enflasyonun şirketlerin varlıklarını reel olarak eritmesidir. Yani şirketler büyümemekte, sadece enflasyon karşısında değerlerini korumaya çalışmaktadır. Eğer önümüzdeki 5 yıl içinde bu listeye sivil bir teknoloji veya yazılım şirketi giremezse, Türkiye sadece bankaların ve geleneksel sanayinin olduğu “devasa bir atölye” olarak kalmaya devam mı edecek? Türkiye, ekonomik programını gözden geçirmek zorundadır.”
Haber Merkezi
