Trakya Bölgesi, binlerce yıldır Asya ile Avrupa arasında kritik bir göç, ticaret ve askeri intikal koridorudur.
Bölge; Trak medeniyeti, Pers istilaları, Büyük İskender dönemi, Roma İmparatorluğu, Bizans ve Osmanlı Devleti'nin zengin arkeolojik mirasını barındırır.
Ancak Trakya'nın kendine has coğrafi yapısı, yüzyıllar boyunca arkeolojik araştırmaları kısıtlamıştır.
LiDAR (Işık Algılama ve Menzil Tayini) teknolojisi, bölgenin saklı geçmişini dijital olarak soyup gün yüzüne çıkarmak için en ideal dijital çözümdür.
TRAKYA ARKEOLOJİSİNİN EN BÜYÜK ENGELİ:
COĞRAFİ YAPI
Geleneksel yüzey araştırmalarında Trakya’da keşif yapmayı zorlaştıran iki büyük yapısal unsur bulunur:
Istranca (Yıldız) Dağları ve Yoğun Ormanlar:
Kırklareli ile İstanbul'un kuzeyine kadar uzanan hat, balta girmemiş yoğun bir orman örtüsüyle kaplıdır.
Bu bitki örtüsü, yer altındaki antik savunma kalelerini, gözetleme kulelerini ve Trak yerleşimlerini tamamen gözden saklar.
Alüvyonal Gömülme (Ergene Havzası):
Bölgenin akarsu ağları (Ergene Nehri ve kolları), binlerce yıl boyunca nehir taşkınlarıyla kalın toprak ve çamur tabakaları taşımıştır.
Birçok prehistorik ve klasik dönem yerleşimi, tarım arazilerinin ve alüvyon dolguların metrelerce altında kalmıştır.
LİDAR TEKNOLOJİSİNİN
TRAKYA'DA ÇÖZDÜĞÜ DÜĞÜMLER
LiDAR'ın "Çoklu Geri Dönüş" (Multiple Returns) özelliği sayesinde, Istranca Dağları'ndaki ağaçların yaprakları arasından sızan lazer ışınları gerçek zemine (toprağa) ulaşır.
Dijital olarak ormanların temizlenmesi (DTM modelleme), Trakya için şu kritik keşif alanlarını doğurur:
Kayıp Trak Tümülüslerinin ve Mezarlarının Haritalanması
Trakya peyzajının en belirgin unsurlarından biri, Trak soylularına ait anıt mezarlar olan tümülüslerdir.
Ormanlık alanların içine gizlenmiş veya tarım faaliyetleriyle zamanla aşınarak mikro-topografik seviyeye inmiş tümülüsler, İHA (Drone) tabanlı LiDAR sistemleriyle yapılan mikro-yükseklik ölçümleri sayesinde milimetrik doğrulukla konumlandırılır.
Bu sayede hem bilimsel envanter çıkarılır hem de kaçak kazıların önüne geçilir.
Roma Yol Ağları ve "Kuzey Yolu" (Via Militaris / Via Egnatia Bağlantıları)
Doğu Trakya'yı kat eden, İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan ana arterlerin yanı sıra Karadeniz kıyılarını takip eden "Kuzey Yolu" gibi antik rotaların güzergahları tam olarak bilinmemekteydi.
LiDAR'ın toprağın nem ve hafif çöküntü farklarını ortaya çıkaran algoritmaları, orman tabanının altında düz bir hat şeklinde uzanan, üzeri toprakla örtülmüş antik taş döşemeli askeri ve ticari yolları anında görünür kılar.
Antik Savunma Hatları, Kaleler ve Surlar
Trakya, tarih boyunca İstanbul’u (Byzantion / Konstantinopolis) batıdan gelebilecek istilalara karşı koruyan devasa sur ve kale sistemleriyle (Örn: Anastasios Surları) donatılmıştır.
Ağaçların ve bitki sarmaşıklarının tamamen kapattığı bu askeri tahkimatlar, LiDAR yardımıyla 3B nokta bulutu (Point Cloud) halinde modellenerek, yapıların mimari planı kazı yapmadan bilgisayar ekranına aktarılır.
Perinthos ve Heraion-Teikhos Gibi Kıyı Kentlerinin Hinterlandı
Tekirdağ'da kazıları devam eden Perinthos (Marmaraereğlisi) ve Heraion-Teikhos gibi büyük antik kentlerin sadece merkezleri değil, tarım arazileri, su kanalları ve nekropol (mezarlık) alanları gibi geniş hinterlantları bulunur.
Geniş alanların LiDAR taramasıyla taranması, bu şehirlerin yayılım sınırlarını netleştirerek arkeologların nokta atışı kazı stratejileri geliştirmesini sağlar.
TRAKYA'DA GÜNCEL TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM
Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve bölgedeki müzeler (Edirne, Tekirdağ, Kırklareli), son yıllarda Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve uzaktan algılama tekniklerini yüzey araştırmalarına entegre etmeye odaklanmıştır.
Eski nesil hantal LiDAR sistemleri yerine, İHA'lara takılabilen hafif sensörler ve hatta yeni nesil LiDAR sensörlü tablet bilgisayarlar, kazı alanlarındaki anlık buluntuların milimetrik olarak 3 boyutlu dijital ikizlerinin (modellerinin) çıkarılmasında aktif olarak kullanılmaktadır.