VATANDAŞ Gazetesi - (6)

KÖY ENSTİTÜLERİ ve ANILAR

17 Nisan Köy Enstitülerinin Kuruluş yıldönümü. 1940’da kurulan Enstıtüler tamamen bize özgüydü ve bizim ürünümüzdür. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç bu işin öncüleri ve önderleriydiler.

Sonra sonra siyaset ve bin bir dedikodu girdi işin içine ve kapatıldılar.

Yeni kuşak Köy Enstitüleri Derneği kapatmalarına rağmen canlı tutmakta olayı. Bildiğim kadarıyla kuruluş yıl dönümlerinde Hayatta kalan Kepirtepe çıkışlıları her yıl bu okulda toplanır. Hem görüşürler hem de kutlamaları izlerler. Duygusal anlar yaşanır, o yıllar anımsanırken. Bu konuda benim de onlar geldi aklıma, bu yıl dönümü nedeniyle.

İlkokulu bitirdikten sonra Kepirtepe’ye baş vurmuştuk. Beş-on arkadaş vardık. Yazılı sınavı babasını yitirmiş bir arkadaşımız kazanmıştı.

Biz kasaba çıkışlı olduğumuz için şansımız yüzdesi yoktu. Yazıldık ortaokula.

3 yıl sonra o da bitti. Bu kez Çanakkale Öğretmen Okulu’na başvurmuştuk, yine bir grup arkadaşla. Çünkü Vize’de henüz Lise yoktu. Hemen hemen tümümüz parasız yatılı sınavını kazanmıştık. Bir arkadaş kazanamamıştı yalnızca, yanılmıyorsam.

Üç yıl sonra bu okulu da tümümüz bitirmiş, öğretmen olmuştuk. 27 Mayıs olmuştu bu arada, Bizim de bitirme sınavlarımız başlamıştı. S ınavlar da bitince o yıl hepimizi istediğimiz il emrine atanmıştık. Özellikle Eylül çıkışlılar daha şanslıydı.Ben de bütünlemeliydim. Onları da çözümleyince beni de İstediğim il emri olan Kırklareli Vize İlçesi Develi Köyü’ne atamışlardı. En küçük ve Vize’ye en yakın ama tek öğretmenli bir köyüne atamışlardı. Nüfus ve öğrenci sayısı çok azdı. Uzunca bir süre beş sınıfı tek başıma eğitmiş, bir süre sonra o köylü bir eğıtmen atanmıştı. Aynı zamanda okulun müdürü idim. Bayağı sıkıntılar çekmiştim. İki yıl sonra Daha büyük ve iki okulu olan Evrencik Köyüne vermişlerdi. O köyde müdürümüz Köy Enstitüsü çıkışlıydı. İki köyde ikişer yıl geçince (4yıl) Pedagoji Bölümüne Baş vurma hakkını kazanmışken, başvurmayı düşündüm. Oraya Başvurmak için En az üç yıl başarılı öğretmenlik yapmak gerekiyormuş.

İki yıl yeniden öğrenci olmuştum. O iki yıl da çabucak bitmişti.

Eğitim Enstitüsünü bitirdikten sonra, kura çekildi. Bana Urfa Kız öğretmen Okulu Meslek Dersleri öğretmenliği çıktı. Bir ay kadar sonra Becayişle Kastamonu Erkek Öğretmen Okuluna atandım. Okul şehrin dışında eski bir köy enstitüsü idi. Orada da Enstütü çıkışlılar vardı. Dört yıl orada da geçivermişti. Hiç ayırım gözetmeden çalışmış, onlarla da dost olmuştuk. Her yıl temmuzda yapılan yaz çalışmalarına da katılmıştık.Dördüncü yılın başlarında da evlenmiştik. Öğrencilerin yaptıkları evlerde yaşadık. Elma bahçesinde elma ve tavuklardan yumurta yedik.Bahçelerden de sebze… Büyük baş hayvanlarımız da vardı. Artık adı değişmiş, Öğretmen Okulu olmuştu. Önceki yılların eğitimi aşağı yukarı sürmekteydi. Yani bu okula öğrenci olarak girememiş ama yıllar sonra öğretmen olarak katılmıştık.

Köyde öğretmenken, bir yıl çağrılı olarak Kepirtepe’ye gittik, mezuniyet programı için. Çok dokunaklı ve varsıl bir düzenleme idi. Hala anımsarım.

Edirne’ye geldiğimiz ilk yıllarda, öğretmenler odasındaki masada bir davetiye. Öğretmen okullarının kuruluş (16 Mart) yıldönümüne çağrı. Eşimle gittik. O yaşantı yeniden dillendi. Yemek, zili, karavanalar… Mutlu olmuştuk. Şimdilerde de Edirne Kız Öğretmen çıkışlıların her yıl yaptıkları buluşmaya katılmaya çalışıyoruz. Haberimiz olursa ve yıldan yıla. Emekli olduktan sonra bile bu birliktelikler, bu buluşmalara gösterilen saygı sevgi bizim için bir başka mutluluk.

Kastamonu Göl’de Mehmet Sazak’la çalıştık. İyi günlerimiz oldu. Mücadeleci bir arkadaş. Göl’ün satılmaması için dernek aracılığı ile mücadele yılları unutulmazlar arasında.

Daha sonra Trakyalı ünlü yazarımız Mehmet Başaran’la tanıştık. Buluşmalarımız, kitaplaşmamız, oldu., uzun yıllar. Şimdi ne yazık ki rahmetli. Bizim Pınarhisar’ın Ceylan Köy doğumlu.

Bu arada Mahmut Makal biz burada yokken Edirne’ye gelmiş. Orda olanlara beni sormuş. İlettiler bana. Onunla da İstanbul’da tanıştık. Daha sonra kitaplaştık, telefonlaştık.Bu arada rahatsız olduğunu duyduk.

Bu kadersiz ve köy kalkınmasına yönelik, iş eğitimine dayalı yapımıza da uygun okullar türlü iftira ve aşamalardan sonra kapatıldı. Yalnız onlar mı? Öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri, Yüksek Öğr etmen okulları da birer birer kapandı , ya da dönüştürüldü.

Mahmut Makal’da Enstitüsü çıkışlı ve Dünya genelinde ünlenmiş bir yazarımız. O’nu da bir süre önce yitirdik. Bir kez daha rahmet diliyorum. Ülkemin başı sağ olsun.

Ve o ruh da çöktü gitti. Fakülte çıkışlılar şimdi öğretmen olmakta. Güya sözüm ona pedagoji eğitimi de görüyorlar. O da yarım yamalak. Yani artık öğretmenlik memurluğa Dönüştü gibi. Dersine gir-çık tamam.

Gerçek Köy enstitüsü çıkışlıların sayısı da çok azaldı. Ve bu okullarla ilgili çok şey söylendi, kitaplar yazıldı. Çok yönlü dedikodular üretildi, suçlamalar da cabası.

Ben, karşılaştığım bu meslektaşlarımdan hiçbir yanlış ve yamukluk görmedim. D edikodu niteliğinde hiç bir söylentiye inanmadım. Niçin kapatıldıklarına akıl erdiremiyorum. Eğer onlar kapatılmasaydı ülkemiz bu günlerde başka yerlerde ve boyutlarda olabilirdi.

Şimdilerde akla gelen soru? Yeniden açılmaları mümkün olabilir mi?

Tanıdıklarımdan biri de Feyzullah Aktan.Kendisi Enstütülü ve Keşan Önder Gazetesi’nin sahibi.

Yıllardır bıkmadan, usanmadan örnek olabilecek bir yerel Gazeteyi yaşatmaktaydı. Ne yazık ki, bu gazete de kapanmak zorunda kaldı ve kapandı . Gazetenin köşe yazarı olarak üzülmedim desem içten olmaz.

Köy Enstitülerinin yıl dönümünü içten kutluyorum. Çok oldu, kapandıkları. Ülkemiz için önemli bir kayıp olduğunu düşünmeden edemiyorum, anlayacağınız.

ÖĞRETMEN

Çıkar bilimin ışığından yola

En aydınlık tümce

En güzel sözcük

En güzel şiir

Öğretmen

Büyür meşale meşale

Karanlıklardan

Ses olur türküleşir

Çiçek açar renk renk

Öğretmen

Döner kara tahtalar

Nasıl beyaza beyaza

Ellerinde nasıl biçimlenir yarınlar

Gelir ülkenim yüzüne renk

Öğretmense bayrak

Bağlıyor buğday başak

O’nun erişemediği yerler

Çöle yağan

Gözyaşı çocuklar

(N.Tezcan)

--------------------------------------------------------------------------------------

ONUR BELGESİ

BÜLENT ECEVİT ŞİİR YARIŞMASI

Büyük siyasal ve devlet adamı Bülent ECEVİT’in adını ve düşüncelerini yaşatmak; Ecevit’in Özgürlük, Barış, Demokrasi, insan sevgi, bağımsızlık ulusçuluk, halk ve hak konularındaki düşüncelerini, yaşarken her alanında olduğu gibi, Onun bireysel bir eylem olarak şiire de yansıdığı görmek, şiir yazan herkesi desteklemek ve şiir dağarını zenginleştirmek amacıyla düzenlenen BÜLENT ECEVİT ŞİİR YARIŞMASINDA ka<andığınız ödül nedeniyle kutlar, başarılar ve esenlikler dilerim.

Zeki SEZER

DSP Genl Başk.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.