Öğretmen Dünyası Dergisi-Sayı-10’dan (Mart )
BESLENME ÇANTASI
Dr.Osman Nuri KOÇTÜRK
Kiraz, muz bahçelerimiz olsa
Parasız tüm çocukların
Karni doysa…
Sonra her çocuk
Kırlarda salıncaklar kurup
Tavşanlarla oynasa
Çiçek toplamak yasak olmasa
Ve biz çocuklara göre
Oyunlu, çiçekli, tavşanlı, muzlu
Olmalı Anayasa
(Necdet TEZCAN)
Şair ruhlu insanlar çoğunlukla renkli ve çarpıcı, şeylerle ilgilenir , onlar onlar üzerine
Şiirler düzerler. İlkokul çocuklarımız için plastikten yapılmış rengarenk ve hayli pahalı olmasına rağmen,, taşınması zorunlu olduğunu sandığımız “Beslenme Çantaları” nı üretenler de bunu biliyor olmalı… Fakat ben bu çantalar üzerine düzülmüş hiç bir şiire ve hatta hoşça bir tümceye bile raslamadım.
Çocuklarımız ile çocuklarımız adına düşünenler hep o çantaların içinde bulundurmamız gerekenlere özlem duyuyor, sırası geldikçe bu özlemlerini dile getiriyorlardı.
Öğretmen Dünyası’nın 10. Sayısında basılan dört şiirden ikisi, bu özlemi dillendiriyor. Birincisini yazımızın başına koyduğumuz şiirin ikincisi de, aşağıda açıklamaktan kendimizi alamıyoruz.
Bana
Doktor ol
Mühendis ol
Diyorlar
Demesinler
Çünkü ben
Bol meyve yemek için
Manav olmak istiyorum
Sonra da
İnsan olup
İnsanca yaşamak
Bu şiir de Necdet Tezcan’ın. Ben onu hiç tanımıyorum. Çocuk da olabilir. Çocuklar adına düşünen bir yetişkin ve belki de bir öğretmen… Fakat Tezcan bild iğini iyi biliyor, sezdiğini iyi seziyor ve dile getirebiliyor da. İnsan olmak ve insanca yaşamak için doğanın bize verdiği tüm 0lanakları kullanarak, önce yavrularımızın ve daha sonra halkımızın dengeli ve yeterli biçimde beslenmesi zorunluluğunu biliyor ve dillendiriyor.
Görüyoruz ki, bizden ve plastikten yapılmış pahalı çantalar ve içi bomboş çantalar isteyen pek yok. Fakat biz her şeyi göz ve kulak ardı ediyor, sevgili yavrularımıza, okula boşuna götürüp getirdikleri boş çantaları günahları gibi taşıtıyoruz. Bunların ham maddeleri yabandan geliyor. Petrol f iyatları yükseldikçe yükseltiliyor. Olsun zararı yok. Biz, önceki kuşak kendimizi aldatıyor ve avutuyoruz ya, bu yetmez mi?
Tezcan’ın verileriyle, şiir düzeyinde açık biçimde görebildiğimiz bu çelişki üzerine, düz bir anlatımla çok şey söylenebilir.
1960’lardan sonra iyi niyetli ve3 maalesef yabandan destek alarak başlattığımız “=kul beslenme programları” bu gün tümüyle yozmuş, sonunda gösterişten ve israf tan başka hiçbir anlam taşımayan beslenme, çantalarını okula götürüp getirmekten ibaret garip bir biçimciliğe dönüştürmüştür. Ankara’da ilkokula giden 25 kadar yavrumuzun köşede bucakta rızasını alarak yokladığımız beslenme çantalarında gördüklerimizi açıklamaktan utanç duyuyoruz.
Ben okulu, babamın tarlasından toplayıp, tuza bastığım zeytin, kuru ekmekle bitirmiş öğrenci olarak, bu çağda muza, kiraza duyulan özlemi iyi bilirim. İnsanın fizik ve mental gelişmesinin kritik çağı olan çocukluk çağında, okula boş çanta getirip götürerek muz, kiraz, et, süt ve yumurtanın özlemini çekmenin doğuracağı ağır sonuçları da sonradan öğrendim. Belki çocukça çektiklerimden, belki de sonradan kitaplardan ve bu konuda ömür tüketmiş akıllı adamlardan öğrendiklerimden etkilenerek, otuz yıldır yazar dururum. Fakat çantalar yine boş, kiraza, muza, ete, süte duyulan özlem sürüp gidiyor.
Çok anlatılmış ve fırsat buldukça tekrarlanmış bir konu olduğundan eğitimde başarının, gelişme çağındaki çocukların beslenme olanaklarıyla sınırlı olduğunu burada tekrarlamayacağım. Ancak boş ve plastikten yapılmış çantalarımızın çocuklarımızın sağlıkları ile ne gbi bir ilişkisi olduğunu birisi çıkıp da bize anlatabilir mi?
Geçmiş yıllarda çok yazdık ve çok konuştuk. Bütün bu çabalar yazmakla ve konuşmakla bir yere varılamayacağını iyice bellemiş bulunuyoruz.
Yüz milyon insanı rahatça besleyebileceğinden uzman olarak emin olduğumuz Türkiye’de artık yapmamız gerekeni yapmalı ve çocuklarımızı ellerinde yarı boş çantalarla dolaşan fügüranlar olmaktan kurtarmalıyız. Çanta yerine çıkın veya kumaştan yapılmış bir sepet kullanabiliriz
Fakat içi dolu olmalı…
Eski tarihçilerin “Dağlarından yağ, derelerinden bal akan ülke” olarak tanıdıkları, bir karış kazılınca altından bir uygarlığın kapışılan eserleri fışkıran Türkiye’de yaşayan ve üreten kuşak, yumruk kadar çocuklarını doyuramıyan ve onları rengarenk plastik çantalardan başka bir şey veremiyorsa bunda bir terslik olmak gerekir.
Biz yazımıza aldığımız bu iki şiiri bu gün ilkokul sıralarında olan kuşağın, bizim kuşağa verdikleri ve özlemlerini dile getiren bir dilekçe gibi değerlendiriyoruz.
Bizden kimse ithal malı plastikten plastikten yapılmış rengarenk çantalar istemiyor. Muz istiyor, kiraz istiyor, et istiyor, süt istiyor. Ve neden biz üretmiyor da, birbirimizle uğraşmak için, boyuna laf üretiyoruz. İşte bunu anlamıyorum…
------------------------------------------------------------------------------------------
PLAKETLERİMDEN:
TRAKYA EKSPRES
Gazetemizin birinci geleneksel “İNSAN” adlı şiiriyle ‘2.lik ödülü alan Necdet TEZCAN’ı Bu başarılarından dolayı kutlar Sanat Hayatının süreklilik kazanmasını Arzu ediyoruz.
27.8.1988
Yeni Trakya Ekspres Gazetesi