31.08.1994--- DUYMUYORUZ MU?-Yeşilyurt-Kırklareli
Ali Coşkun Yanardağoğlu (Kültür ve Dayanışma Derneği Kırklareli Başkanı) Zaman zaman yerel Gazeteler postalar adresime. Genellikle gönderdiği Yeşilyurt’tur. Böylece zaman zaman kendimi oralarda bulur, oraları yaşarım, kısa da olsa.
Eve döndüğümde posta kutumda 5-6 Yeşilyurt buldum. Haberlere şöyle bir göz gezdirdim.Üçüncü sayfada Sanat Edebiyat Köşesini ve sayın Yanardağoglu’nun adını gördüm. Güzel çalışmalar… Hepsini tek tek okudum. Özellikle sanat ve kültür etkinliklerine ilgisiz kalan edebiyat öğretmenleriyle ilgili yazı ilgimi çekti. Böyle şeyler her yerde var sanıyorum. Edirne’de de DAMLA Dergisini çıkardığımızda aynı şeyler olmuştu. Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Süreyya Bey Edirne’deki tüm edebiyat öğretmenlerine, abone olmaları için mektup göndermişti de İlgi duyan olmamıştı.
Fazla yadırgamıyorum bu sorunu. Toplumun acıklı durumunu (Sosyo-Ekonomik Kültürel) gördükten sonra… Başka mesleklerden de hemen hemen böyle.
Yalnız öğretmenlerin ya da tüm öğretmenlerin böyle yerel bir etkinliği desteklemesi biraz da mesleğinin gereği değil mi?
Yeşilyurt’ta Şenol Gonca gül yazı ve şiirleriyle ilgi mi çekti. Bol üreten bir arkadaş.Bu işi seviyor severek yaptığı belli. Böyle olunca başarıya ulaşmamak mümkün değil gibi geliyor bana. Yeter ki, insan bol bol çalışsın, okusun kendini aşarak üretsin. Goncagül, şiirleriyle ilgili eleştiriler beklediğini de belirtmiş, yanlış anlamadıysam.
Hemen kendisine “Yüzünün Yeryüzüyüm”, “Karaya Vuran Martı Çığlıkları” yapıtlarımı postaladım önce. Sonra yeniden okudum şiirlerini. İnce duyarlıklar var, yer yer. Ama daha iyi şeyler üretebilir. Uyak zorlamalarından, şarkı sözü etkisinden kurtulmalı bence. Sözcük işçiliği ve fazlalıkların etkisinden kendini kurtarmalı. Sanırım yazdıklarına “Şarki sözü demek daha doğru sanıyorum. Yanılıyorsam,ve hevesini kırıyorsam … Amacım ona yardımcı olmak. Bunlar benim kişisel görüşlerim, böyle bilinsin isterim. Doğru da olabilir, yanlışta… Son söz kedisine ait elbette.
Ancak Şenol Goncagül’ün bunları aşıp günümüz şiirini yakalaması hiç de zor değil gibi görünüyor. Biraz zaman, biraz sevgi… Yeter ki, içindeki ateş sönmesin, küllenmesin. Yakın ve yerel geziler de tuzu biberi sanıyorum. Özellikle doğa bu konularda bulunmaz kaynak. Ihlamur kokuları, meşe yaprakları, ve diğerleri birebir ilham… Biz çoğala çoğala yaşarız diyorlar…
Duymuyor muyuz!..