Barış Bıçakçı’nın 111 sayfalık(İletişim Yayınları) kitabı Özgün ve çarpıcı. Kitapta bir çok “Veciz Sözler” var. Bunlar öyle ünlü kişilerin sözleri değil. Hiç duyulmayan sıradan insanların deyişleri genellikle. Kitabın adı da VECİZ SÖZLER. Deyişler ilginç ve anlamlı geldi bana.Çoğunun altını çizdim okurken. Şimdi önce onları gün yüzüne çıkartmak istiyorum.

Güneş olmasaydı, sözcükler aydınlatırdı dünyamızı…”

Çölde seraptır arkadaşlık…”

Kalem bir kazı aletidir…”

Arkadaşlığın tabancasında daima tek bir kurşun vardır…”

Kalemle ifade edilen düşünceler sonsuza kadar yaşar…”

Aşık olmak sevdiğinin içinde kaybolmaktır…”

Aşık olmak dipten gitmektir…”

Aşık olmak arada sözcükler varsa mümkündür…”

Gökyüzü büyük yalanların bahçesidir…”

Oysa çift olmak güzeldir. Çiftleri seyretmek hiç hoş değildir…”

Mevsimi gelince okul öğrenci avına çıkar…

Edebiyat böyledir işte.Hayat bayatlayınca edebiyat olur…”

Edebiyat yakın dövüş sanatıdır…”

Edebiyat insanlar arasında bir yalıtkandır.”

İnsanoğlu beklerken, nefes almaz, yutkunur…”

Yaşamak istiyorsan beklemesini bileceksin…”

İnsanın en büyük hazinesi suskunluğudur…”

Suskunluğun olduğu yerde derin bir uçurum gizlidir…”

Kumarda kaybedemiyeceğiniz tek şey yalnızlığınızdır…”

Yalnızlık üzerinde durduğunuz zemindir…”

Yalnızlık su gibidir içinde durduğu insanın şeklini alır…”

Mutsuzluk mu? Milyarlarca insanın adı geçiyor bu bahiste…”

Aile televizyon karşısında gerçekleştirilen toplu bir intihardır…”

İçinde kaybolabileceğiniz en güvenli kalabalıktı aile…”

Aile bir mayın tarlasıdır, birey olmak için oradan sağ salim çıkabilmek gerekir…”

Pişman olduğun gün, ihtiyarlarsın…”

Dinlemek, kulakla değil,kalple yapılan bir eylemdir…”

Konuşabilen insanın, susabildiği yerde başlar dinlemek…”

Dinlemek, doğaya yakın bir eylemdir…”

Yarım kalan aşklar tapınağıdır yaz..”

Sarhoşluk geçince pişmanlık başlar…”

Sarhoş oluyorum çünkü ben başka bir şey olamıyorum…”

Ruh bedenin türbesidir…”

Ayna başkasının elindeyse, aynadan uzak durmak gerekir…”

Beğenilmek isteyen, kendisini beğenmesini istediği kişinin uyruğuna girer…” “zerinde yürüdüğümüz iptir akıl…”

Edebiyat arzu duyulan şeye uzaktan bakabilme sanatıdır…”

Geçmiş zaman,gelecek zaman, geniş zaman, dar zaman bir de arsız zaman…”Kremalı bir yalnızlık. Kemiksiz bir keder…”

Sanatın amacı, sanatı meydana çıkarmak ve sanatçıyı gizlemektir…”

Şehir, kötülüğün biriktiği yerdir…”

Şehir, edebiyatın kök saldığı verimli bir arazidir…”

Eşekler ileriye, insanlar geriye bakar…”

Hayır diyemediğim için hayattayım…”

Hayır diyebildiğin yerde başlar özgürlük…”

Özgürlük aşktan bile şiddetli bir duygudur…”

Gökyüzü ile yeryüzü arasında sıkıştım…”

Özne hep bir deniz kestanesiydi…”

Diploma başarılı bir yaşam yolculuğunun biletidir…”

İnsan geçmişine aittir…”

Kitap üzerinde ekmek kızartılan bir sobanın ısıttığı sıcak bir yuvadır…” “Kitap bir sürgün yeridir…”

Liman bazı kadınlar için bir erkek ismidir…”

Beni en güzel evdeki ayna gösteriyor…”

Şairlerin; ‘elleri ceplerinde, bilmedikleri bir şehrin sokaklarında dolaşan insanlar’

Gençken ilk gördüğü suya deniz diye atlar insan…”

İhtiyarların tanrısıdır zaman…”

Eşyalar hatıralarla aynı şeydir…”

En az yaşanan en çok hatırlanır…”

Sadece sesten ibaret olmadığınızı gösterin…”

Barış Bıçakçı’yla tanışmadık. Kitabının bütün özelliği ve güzelliğine hayran kaldığımı belirtmeliyim.

Bana göre mutlaka okunması gereken bir yapıt…