Umay Yayınevi- (2)
TÜTÜN KOKUSU ve NACİYE MAKAL
BİNDİM TÜTÜN KAFESİNE
NoT: Naciye Makal mahmut Makal’ın eşi, meslektaşımızın Naciye Makal kendi yazdığı kitabı geldi.
En az Onun kadar sevindim…”
Naciye Makal çocukluğumda yaşadığı tütün üretmenin ve sergilemenin ne denli zor bir uğraş olduğunu anlatmakta…
N. Makal Muğla Yerkesik bucağı doğumlu. O günün koşullarındaki üretim yaşamının güçlükleriyle boğuşmuş.
Arka kapakta diyor ki… (Nadir Gezen)
Naciye Makal’ın, Bindim Tütün Küfesine adlı yapıtı: Üzüntü ve sıkıntılarla yüklü, çalışanı içten içe kemiren, yediden yetmişe herkesi köleleştiren ve emekçisine bir türlü “OH” dedirtmeyen tütünün acı öyküsüdür; yaz-kış demeden geceyi gündüze katarak çalışanların, öyküsüdür.”
Şöyle bitiyor yazı:
“Evet, kara gün kararıp kalmaz. Anadolu’yu güçlü kılan da işte bu sestir. Acıları yengiye dönüştüren güç-ses.
Öyküler hem kendi içinde özerk, hem de öteki öykülerle bağlantılı bir bütün.
Ülker yıldızıyla kalkıp tarlaya gidilir, uykusuz yorgun düşünceler de tütün kırma ve dizme işi sürer.
Kurulduktan sonra tüccara satılacak, edinilen borç kapatılıp kalanla idare edilecek.
Ama tüccara beğendirmek öyle kolay değildir.8-10 çuvaldan 2-3ü ıskarta çıkarılınca üreticinin işi bitiktir. Her yıl böyle olur; borçlar bir türlü kapanmaz.Iskartalar her yıl işi bozar.
Baba bu kez ıskartaları çok ucuza vermez. Köye taşıyıp yakar…
Sonra ne mi olur? Bekleyin, kısa bir süre sonra sürecek! Hayır sürmeyecek. Ancak okursanız kitabı, sürecektir ve bitecektir.
Naciye Makal’ı kutlar, yenilerini bekliyorum. Demekten kendimi alamıyorum.
Kolay gelsin, Naciye öğretmen; kolay gele.
Kitabın son sayfalarındaki fotoğraflar da ayrı bir güzellik katmış, kitaba…
----------------------------------------------------------------------------------
ÖMÜR BOYU
Henüz askerliğini yapmamış
Silahını çatmamış duygularla
Hangi iklimde doğmuşum
Uçaklar inmez oldu alnıma
Kuşlar konmaz oldu, tacıma tahtıma
Unutulduğun yerde budama
Şiirlerde kuş sesi
Zeytin dalı erezyonu
Renk renk kayıyor görüntüler
Yakama iliştirdiğin karanfil
Sevmek
Çapraşık duygular koyu
Koşarak çadır kursa da yanına
Çarpar başını duvarlara
Ömür boyu
(N.Tezcan)
-----------------------------------------------------------------------------
BEHÇET NECATİGİL
ŞİİRLERİNİ NEREYE YAZARDI
Genel çizgilerle ve bilgi birikiminde buluşulsa bile, her sanatçının “ özgürlüğü” ulaşması asıldır.
Çünkü sıradan bir insan gibi, orijinal bir benliktir. Yani hiçbir insanın eşi ve benzeri yoktur…
Cemal Süreya, ikinci yeni hareketinin en özgün ozanlarından. Böyle bilinir, böyle anımsanır.
Başka ikinci yeni ozanı yok mu? Var, elbet. Ve hepsinin şiiri ikinci yeni, çerçevesine rağmen, farklı.
Bu ayrıcalık her ozanın kişilik özelliklerinden yansır. İnsanın özgünlüğünün dışa vurumu, sanatı güzelleştiren başında gelir belki de…
Cemal Süreya'nın “sevda Sözleri” yapıtını yeniden okurken. Yazının başlığını içeren şiirine rastladım: BEHÇET NECATİGİL ŞİİRLERİNİ NEREYE YAZARDI? Sorusunun yanıtı olan dizeleri aktarıyorum yalnızca. “Bir şe3y çıkmamış, biletlerin kenarına yazardı.” “İlaç kutularının üstüne yazardı.” Kağıt peçetelere yazardı.” “ Plastikten oyuncakların, üstüne yazardı.”
Behçet Necatigil sevilen sayılan ozanlarımızdandı. Yine öyle. Üstelik necatigil öğretmendi. Bu nedenle onu, yakından tanıma fırsatını bulmuştum. İstanbul Eğitim Enstitüsünde (64-1966) öğrenciyken.
Bu nedenle şiirlerini nereye yazardı konusunda, benim de gözlemlerime dayalı düşüncelerim olabilir.
O şiirlerini ceplerinde sakladığı kağıtlara yazardı ve yanında gezdirirdi. Esinin nerede, ne zaman geleceği belli olmaz derler ya, bir çok ozan için.
Doğru olmalı bu yaklaşım. Yerini bulamayan, bir sözcük ya da dize hiç ummadığımız bir yerde “pat” diye düşüverir önünüze. Bir son bahar yaprağı gibi. O an notunuzu alamazsanız, uçup gider, dağarcınığınızdan ve bakar kalırsınız. Necatigil, sıkılgan olacak, bu işi insan içinde yapmamaya özen gösterirdi. Nerede , nasıl, ne yazardı? Bu ayrıntılara verecek yabıtım yok. Ama ceplerinde yazılı, yazısız kâğıtlar taşıdığını, iyi bir günündeyse ağzından kaçırırdı yakın bulduklarına…
13 Aralık 1973 O’nun ölüm yıldönümüydü. Kaç yıl olmuş!..
Vesileyle bu güzel ve örnek insanın, ozanı, öğretmeni… saygı ile anıyorum.
Bir süre önce yaşama veda eden Cemal Süreya için de aynı duyguları paylaştığımı belirtmek istiyorum ve diyorum ki, o şimdi şiirlerini Şiirkent’in bulutlarına yazıyor olmalı…