“Bu şiir Kıbrıs’a çıkartma yapıldığı zamanlarda kaleme alınmıştı.
Başaklar mavidir köyümde kentimde
Yurdumun beyaz güvercinleri gibi mavi
Bulutsuz bir gökyüzü iner karanlıklara
Dün gibi eski, gün gibi yeni
Taşlarım mavidir ovamda dağımda
Sarkar Akdeniz’den Girne’ye
Keklikler mavi öter-Beşparmak
Mavi kuşlar yol alır durak durak
Fikirler de mavidir benim y urdumda
Kıbrıs türküleri kadar mavi
Kalemler mavi yazar ak kağtlara
Lefke’den Mağusa’ya mavileşir sevgili
Ama bir mavi var ki tam mavi
Barışçıl insancıl süt mavi
ATA’nın gözleri kadar temiz lekesiz
Mavi, mavi olamazdı böyle
Ecevit’siz
Necdet Tezcan
-------------------------------------------------------------------------------------------
VE OKUDUKLA RIM…
Bir süredir okuduğum (BİLİMD EN YANA-Asım Bezirci) Epeydir yalnız bırakmadı beni. Kitaplar okunmayı bekler. Elimdeki okumaya başladığım için olacak mutlu görünüyor. Nezaman bir yere ya da yerlere gitsem yanımda.
Kitap, yine ilginç, yalın ve nesnel ve adı gibi ‘Bilimden Yana’
İşte bir alıntı:
“O. Akbal bir gün sonra sorar Sait Faik’e, hayatını kaleminle kazanmak isteyen gençlere vereceğiniz bir öğüt var mı?”
Sait Faik’in yanıtı ilginçtir: “Bu işi bizim valide hallediyor., 3O kuruş, birinci nevi sigara. Üç kahve 25’ten 75, iki yemek azgar, 4 lira, giyim-kuşam babadan ve anadan olmak şartiyle, sigarasız ve kahvesiz kalmak isteyen yazsın.”
Benm yaşlarda olanlar bilir. Çocukluğumuzda kuruş vard ı. Liradan bayağı küçük ve geçerliydi. Beş ya da 1o kuruş harçlığımızdı bizim. Filitreli sigaralar henüz yoktu.Gelincik,Bafra, yenice… Birinci ikinc, gelick v.b. filitresiz sigaralar gündemdeydi… En iyi sigara Har man’dı. Yabancı sigaralar ülkeye girmezdi.
Demek ki o zamanlar bile para kazanmak için yazarlık yapılmazdı. Şimdilerde ise hepsi bir yana spor ve özellikle futbolcu ol, yeter. O dolapta milyonlar, milyarlar dönmekte…
Bu günlerde de üç-beş yazar dışında öyle aman aman kazanan yok.Hele son pahalılık yıllarında kitap almak bile “Zor dostum zor”. Yazarlar ceplerinden harcayarak kitap bastırabilmekte.
Ünlü eleştirmenimiz Nurullah ATAÇ’ın en önenli dileği: “Bir sanat adamı olmak, sanat eseri yaratmak
İlkönce oyun yazarlığını deniyor.Sonra öykü ve şiire yöneliyor. En sonunda da şunları söylüyor: “Şair olmadığımı, olamayacağımı anlamıştım. Gene de gözüm sanattaydı, bir sanat adamı sayılmakistiyordum. Ne kadar şair değilsem. , ben de eleştiriye veririm kendimi, O yolda ün kazanırım, adım yarına, gelecek yüzyıllara ulaşır.
Bir insanın ne olup olamıyacağın kendisinin görebilmesi ne güzel ne anlamlı, sanırım…
Dediği gibi de olmuş, en önemli eleştirmeni olmuş, öyle yaşamış ve yaşamaktadır…