Evet, Top; şu bildiğimiz, insanları peşinden koşturan meşin yuvarlak. Ve şu anda dünya çapında her yönden uygulanan maçlar. Bunlar öyle sıradan maçlar değil, Dünya’yı yerinden oynatan yuvarlak.

Dünya ‘da yuvarlak ona bakarsan, yalnız dünya değil, bir çok gezegen, uydu… Yani evrende ne varsa yuvarlak. Bildiğimiz; top mu onlara benzemekte onlar mı topa…

En güçlü, ama peşinden koşulan meşin yuvarlak. Baksanıza Dünya’mızda sekiz milyar insan var. Dört milyarı topun peşinde, imiş. Oynayanlar bir yana bunlar, takım tutanlar, maç izleyenler.

Yani top peşinde olanlara bakarsak bir salgın hastalık var sanki.Dünya’yı sarsan bir salgın.Bir kavanoz dipli. Takım tutanlar takımı galip geldiklerinde meydan savaşı edasıyla olay çıkartmaktalar. Hele gol atan futbolcu, ortalığı ayağa kaldırmakta. Meydan savaşı kazanmış gibi ve vahşice kutlanmakta. Oysa o gol senin ayağından olsa bile, takımın golüdür. Böyle düşünmek en doğrusudur. Aşırı tezahürattan kaçınmak da insanca. Kutlamaların, tepkilerin insanca olması doğallığın kendisidir. Bazı maçlarda sayı kazananların ağzını sonuna değin açarak bağırmaları, iğrenç.

Takımlar sahaya çıkarken ellerinden tuttukları çocuklar neyin nesi? Ne gerek var.

Aklıma gelmişken özetliyeyim. İki ilimizin maçı vardı. Ne olduysa ortalık karıştı. Sahanın dışına çıkan çatışmalardan sonra 40 kişinin canından olduğu saptandı. Olacak iş mi? Demeyin olmuştu… Bir top için böyle olay olaylar Dünya’nın birçok bölgelerinde ne yazık ki olmakta.

Taraftarlara ne oluyor, anlamak zor. Oyun bu. Yenmek de var yenilmekte.Maç oynanırken bunu kabul etmek zorunda.Yenmeyi ya da yenilmeyi göze alan takım oynar. Üstelik futbolda beraberlik de var.

Dikkatimi çeken olaylardan biri de gürültü. Trübünlerde, bandolar, mızıkalar, hep birlikte tempo tutmalar… Neden ne niçin?. Futbolcuların bu seslerden güç alacağını hiç sanmıyorum.

Ben bile milli maçları izlerken TV’in sesini kısıyorum.

Trübünler tüm karınva yuvalarına benziyor. Hıca hınç . Yani “iğne atsan yere düşmez” türünden. Bu denli ilgi ve merak şiddete dönüşebilir. Olmaması için güvenlik görevlileri hazır durumda.

Galip gelen takım sanki bir meydan savaşı kazanmış gibi. Yenilen takım sus-pus. Ağlayanlar, kriz geçirenler bile varmış, duyduklarıma göre.

Bu bir oyun, yenen de yenilen de olacak elbet. Sen dönen oralardan haber ver . Ordinaryüs Prof olsan, yeni buluşlara imza atsan bu denli çok para kazanamazsın.

Bazı kanallar maçları da vermiyor. O zaman veren kahvelere gidecek bir çayı en az elli liraya alıp maçı seyredeceksin. Oysa TV sahipleri ve grileri öder ama milli maçları bile izleyemez. Bu nasıl iş, anlamadım, doğrusu. Maçla ilgili tartışmalar sonra da kahvelerde, toplu yerlerde, TV kanallarında anlamsızca sürmekte… Ne gerek var, bilmem.

Şu günlerde Dünya çapında spor karşılaşmaları var. Ama daha önce dediğim gibi, ekranlardan yansıma yok. Ancak çok sonra özet olarak izlenebiliyor. Futbolda dahil. Ve sanıyorum çeyrek finallere ulaşıldı.

Bizimkiler bir çok dalda elendi.Bir tek kızlarımız yükselmekte.. Onları hiç olmazsa kutlamak gerekir kanımca…

Nereye bağlayalım ve nasıl bitireli:

İşte her konuda olduğu gibi spor konusunda da yaklaşımı:

Ben sporcunun, zeki çevik ve dürüst olanını severim” (ATATÜRK)