O Yaz Kıbrıs’a gitmek düğünümüzü yapmak niyetindeydik. Pasaport ve bakanlık izni gerekli olduğu için gidemedik. Daha sonra gitme girişimlerimiz de engellendi. Uyarıldık…

Çıkarmadan bir yıl sonra gerekli işlemleri tamamlayarak yollara düştük. Yalnızca Ankara’dan tek uçak kalkıyordu. 66 kişilik uçakla 55 dakikada Kıbrıs-Ercan havaalanına iniş yaptı uçağımız.

Ancak eşimin ailesiyle o zaman tanışıp görüşebildik. Bir süre önce evlenmiştik. Bu nedenle iki çocuğumuzda yanımızdaydı…

Kıbrıs’ta anne babası Güzelyurt’ta, en büyük kızı Gemi Konağında, daha küçüğü Güzelyurt çıkışında…Annemin ailesi Mağusa’da konuşlanmıştı. Eşimin bir büyüğü Lefkoşa’da…

Böylece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştu… Ancak göçebelik ve başka sorunlar sürmekteydi.

Bu saydığım yerlerde az ya da çok beraber olduk. Özellikle Rebiye ablanın evi çok hoşumuza gitmişti. Güzelyurt’un biraz dışındaydı ama kocaman bahçesi ve güzel bir evi vardı. Portakal, üzüm, İncir… ağaçları ve kocaman bir bahçe.

Girne Lüks otellerle ve plajlarla kaplıydı. Ama o apartmanlar ın duvarlarında kurşun delikleri göze çarpmaktaydı. Mağusa’ya giderken yol kenarında terk edilmiş iki tank durmaktaydı. Güzelyurt’da Girne’de…. Denize girdiğimizi anımsıyorum

Bu arada Güzelyurt’ta Namık Kemal’in kaldığı evi yakından gördük. İçi ve dışı O’nu şiirleriyle süslenmişti.

İşte bu şiiri o günlerden sonra yazdım:

KIBRIS’TA DENİZE GİRMEK

Kıbrıs’ta denize girmek

Buluşmaktır yazın en olgun tadıyla

Güzelyurt’ta portakal soymak

Yeşile yaslanıp türkü söylemekle eş

Girne’de Yavuz Çıkartma Plajı

Dalga dalga uzanır tarihe

Mağusa Limanında Yeşilada

Özlemden özleme gider gelir Ada’ya

Lefkoşa’da yaşamak hele yazın

Ter taneleriyle ıslatmaktır güneşi

Kıbrıs’ta denize girmek

Yazışmaktır mavinin her tonuyla

Ve Kıbrıs’ta denize girmek

Özgürlük ve barışı yeşertmektir

(Necdet TEZCAN)