Yıl 1970 Manisa Salihli Boz dağ eteklerinde yörük köyünde okul açan öğretmenim.Okulum köylünün kendi imkanları ile yaptığı bina,ben bu binaya bitişik tek bir odayı barınma alanı olarak kullanıyorum.

Yattığım odanın hemen önünden ulaşım olarak kullanılan bir patika geçiyor.Sabaha karşı ovadaki tren istasyonuna eşekleri ile patates taşıyan köylülerin sesleri ilgimi çekiyordu. Ülke nüfusunun çoğunluğunun yaşadığı köylerde görev yapan öğretmenler ,köylerimizin çağdaş imkanlara kavuşturularak, üretimin ülke ekonomisine zenginlik katacağını düşünüyorduk.

Görev yaptığımız yerlerde öncelikle yolumuz olsun istedik.Çünkü; ulaşım uygarlığı taşımanın başlangıcıydı.

Çalıştığım köye dokuz kilometrelik mesafeyi keçi patikasından yürüyerek gidiyordum.Muhtarımız köye Devlet tarafından okul yapılması için girişimde bulunuyordu.İnşaat malzemesini ulaştıracak yol olmayışı en büyük engeldi.

Muhtar köyün imkanları ile traktörlerin malzeme taşıyacağı yolu açtırarak okul yapımı için en büyük engeli aştı.Köye dozerin ve arkasından bir arazi aracının girişi heyacanla karşılanmıştı.Özellikle ileri yaştaki kadınlar ilk defa böyle manzara ile karşılaşıyordu.Bu yaşa kadar içlerinde kasabaya gitmeyenler bile vardı.

Mesleğe başladığım köye yıllar sonra ziyarete gittim. -Köy yolu asfalt -Elektrik enerjisi var -Her evde buzdolabı,televizyon,çamaşır makinası vb. araçlar -Traktör,sağım makınası,az da olasa otobobil var. Kısacası yaşamı kolaylaştıran tüm araçlar köye girerken ,yaratılan artı değerler kent merkezlerine tüketime akmış.

Edirnemize gelirsek 420 bin kişilik il nüfusunun 80 bin kişisinin kırsalda yaşadığı ve yaş ortalamasının yüksek olduğu verilerde görülüyor.

Kırsal nüfusun ikametgahları köyde görünmesine rağmen ,kış mevsiminde Edirne Merkez,Keşan ve Uzunköprü ilçelerimizde oturdukları gözlenmekte.

Taşımalı Eğitimden sonra,taşımalı çiftçilik başladı.İlimizde Buğday-Ayçiçeği Çeltik üretimi yapan üreticilerin işleri aksamıyor.

Kırsalın boşalması en çok Tarımın hayvancılık ayağını etkiledi.Köylerde çalıştığımız yıllarda her hanenin ahırında büyük baş hayvanı ,mazot alımı için satacağı danası ,kuzusu vardı.

Artık ahırlar,meralar boş.

Neden böyle oldu?

Tarımsal üretimde kas gücünün yerini makınalaşma alınca, açığa çıkan iş gücü kendine sanayide ve hizmetler sektöründe yer buldu.

Trakyanın gençleri Çerkezköy-Çorlu-Lüleburgaz üçgenine yığıldı.

Kirletici sanayi Ergeneyi yok ederken,verimli topraklarımızı zehirlemeye devam ediyor.

Kendi kendini besleyen ülke konumundan çoktan çıkmış,kırmızı et başta olamak üzere, gıda açığının ithalat yoluyla gidermenin rakamsal olarak arttığı günleri yaşıyoruz.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi tarımda çalışan sayısı azalıyor.Fakat planlamasını iyi yapan ülkelerde üretim artıyor.

Bizim coğrafi konumumuz Tarımsal üretimin çeşitliliği için oldukça elverişli.

Yeterki Tarım ve Hayvancılığı bilimsel verilerle planlayalım.

Kırsalımız Gıda ambarımız olmaktan çıkarılmasın.

Sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşma alanının köy yerleşim yerleri olduğunu, Gıda ambarlarımızı betona ve maden arama talanına terk etmenin geleceğimiz için tehlike olduğu bilinciyle..

Dengeli Tarım- Dengeli sanayi Sağlıklı Besin-Sağlıklı Toplum diyorum.