Kumrular Köyü Muhtarlığı Kırkseder
TEŞEKKÜR BELGESİ
Sayın: Necdet TEZCAN
Kırklareli Kültür Sanat ve E d e b i y a t ç ı l a r D erneği
(KIRKSEDER) ile Kumrular Köyü Muhtarlığı işbirliğiyle düzenlenen
(BAHARA MERHABA ŞİİR VE MÜZİK ETKİNLİĞİ’ne) Katılımınız ve katkılarınızdan dolayı teşekkür eder sevgi ve saygılarımızı sunarız.
Kumrular Köyü Muhtarı: Serbay GÜR
KIRKSEDER BAŞKANI: Aleaddin İKİCAN
05.03.2022
-----------------------------------------------------------------------------------
DÜŞ HAVUZU
Yalnız aşklar değil, mevsimler de… Çat kapı hep.
Bir bakıyorsun, hiç bilinmeyen bir günde güneş, ışıl ışıl gülümser.İnce, ılık bir rüzgar okşar yüzünüzü. Ve hemen kardelenler göstermeye başlar kar beyazlığını.uytularda menekşeler mor mor gülümsemeye başlayınca… bahar, çat kapı demiştir artık. Yavaşça düşmeye başlayan cemreler baharı daha garantili taşır. Aylardır, sessiz duran kuşlar, cıvıldamaya başlayınca şiirleşiverir yeryüzü.
Bayram öncesinde böyle günler yaşıyoruz.Bayram telaşıyla, bahar telaşı birbirine girince güzellikler kurumlaşmaya başlıyor, görüntülerde.
Doğa gel gel diye el ederken günlük telaşlar ve hırslar bu eli görmemize engel ya da çengel olur çoğu kez.
Ve böyle günlerde şair unutur her şeyi. Çok sevdiği salatayı bile. Baharın toz pembesinin albenisi sarhoş eder duygusalları, sanatçıları.
“Bir sarışın geldi Edirne’den” dedirtir, Uluğ Hocama. Salkım söğütlerin yeşile erkenden gözlerini açması bir tutam sviç bırakır gözlerinizin önüne de ayırtına varmak bile güç olur.
Bu yılın baharı da çat kapı dedi, galiba. İşaretler böyle söylese de “Aldırma gönül aldırma”
Bir de bakarsınız sözü yine kış alıverir. İsterse yine o günlere götürür, sizi. Çatık kaşlarıyla “aceleniz ne?””ne çabuk bıktınız benden, ben size gösteririm” diye söylene söylene esiverir de içiniz kış, kış ürperir yeniden…
Bahar sevincinin bu söylediklerine bakmayın yine de siz.
Toplumsal olayların getirdiği sıkıntılar çoğumuza, bu güzellikleri ekrana taşımız.Gösterse de göremeyiz. “Aç ayı oynar mı?” örneği, gelip yaşantımızın orta yerine kurulur. Gör görebilirsen artık.
En başta enflasyon canavarı, hep içimizdedir. Öfkeli ilk çağ dinozorları gibi dolaşıp durur. Kükredikçe ne yapacağınızı şaşırtır.
Sonra geçim sıkıntısı. Karnını zar-zor doyuran insanlar, işsizliğin büyüyen ordusu, işiz kalma korkusu, anarşi, terör… Listeyi uzatmamız elbette mümkün. Uzatmak mümkü de kısaltmak “Zor dostum zor”.
Ben böyle dalıp gitmişken, güneş birden çıkıverdi, bulutların ardından. Yine yarı boş, yarı dolu dolmuşlar geçti, yorgun argın.
Ve yine Ahmet Haşim’in düş havuzunda gördüm sülüetimi. Sallanıp duruyordu suyla birlikte. İçi boş dizeler gibi bakınıyor bir de….
GÜZ ÜŞÜMELERİ kitabımdan
DENİZ DENİZ ESİN
Güneyde
Bir dal turunç
Aklar gel-gitlerinin gözlerini
Bakışları Akdenizli tayfalar
Ak dalgalar ülkesine ibrişim
Kuzeyde
Hamsi pullu dev dalgalar
Koşar kıyı boylarını yeşil-mani
Kar beyazını
Sütmavisi kükrer
Köpükleri Karadeniz
Batıda
Yüzünü yıkamamış bir gölet Marmara
Ne Şarköy ne Ereğli nameleri
Yıkar paklar ak yazı
Rengini Tekirdağ ‘da unutmuş
Al kiraz
Doğudan batıya
En iri gül ülkesi içim
Katık eder direnmeyi dilimlerde
Dağları silkeler son deprem
Esin eser sevinçlerine
Ülkeme sığmaz sevdasıyla ülkem
Hem doğar hem ölürken
