YENİ   ‘YABAN’ LAR…
YABAN’da   şöyle  bir  bölüm  var. “Türk  aydınına  seslenen”…  Anadolu  halkının  bir  ruhu  vardı. Aydınlatamadım.  Bir   vücudu  vardı  besleyemedin.  Üstünde  yaşadığın  bir  toprak  vardı;  işletemedin.  Onu   hayvani  duyguları  cehaletin,  yoksulluğun   kıtlığın  elinde  bıraktın.  O,  katı  toprakla  kurun  göğün  arasında  bir  yabani  ot  bitti.  Şimdi  elinde  orak, buraya  hasada  gelmişsin  Ne  ektin  ki,  ne  biçeceksin?  Bu  ısırganları,  bu  kuru  dikenleri  mi?  Abi   ayaklarına  batacak, işte  her  yanın yarılmış  bir  halde  kanıyor  ve sen,  acıdan  yüzünü  buruşturuyorsun.  Öfkeden  yumruklarını  sıkıyorsun. Sana  ızdırap  veren  bu  şey,  senin kendi  eserindir.
Y.  Kadri  Karaosmanoğlu’nun  Yaban  romanını  okurken  bu günleri düşündüm.   Yolu, okulu,  elektriği  olmayan  köy  kalmadı  gibi.  O  günlerden  bu yana,   köprülerin  altından,  çok  sular  geçti.   Köylüler  giderek  kentin  varoşlarına  ve  yaban  ülkelere  kaydırıldı.   Avrupa’da  yaşayan  gurbetçilerimiz vatan  hasretiyle  yana yana  kazanıyor.
Bizim  insanımız  tembeldir,  çalışmaz.  Diyen  ve  düşünenlere  inat,  oralarda  harikalar  yaratıyor.  Ne  var ki,   bir-iki  kuşak  sonra artık  biz  oralarda  olmayacağız  Türk  kökenli  Almanlar,  Hollandalılar,  Belçikalılar olacak.  Bizim  kültürümüzün   izleri  silinirken,  bir  başka  kültürün izleri   köklenecek.  Kendi  ülkesine  yabancılaşan  üçüncü  kuşak gelse  bile   buralarda  duramayacak.
Bu  bir  kayıp mı?  Hem  kayıp  hem  ayıp  bence!..
İnsanımız  iş bulup,  emeğinin  hakkını  alabilseydi,  ne  işi  vardı,  yaban  ellerde.  Y.Kadrinin  dediği  gibi,  bizim  insanımız bunlar,  bizim  eserimiz.
Hep  yazarım.   Yinelemekte  yarar  var. Bir  genç  bir  insan  işsiz  ve  açsa¸ emeğinin hakkını  alıp,  insan  gibi  yaşam  sürdüremiyorsa…   her  şey  beklenir   böylelerinden.  Anarşist   bile  olabilirler.  Son  zamanlardaki durum  ortada.  Karnını  doyuramayan  ya  da  zar-zor  doyurabilenler  grevde.  Hangi  yüzle  onları  haksız  bulabiliriz.  Bir yanda  yarı  aç,  yarı tok;   öbür  yanda  bal,  börek olamaz,  olmamalı.
Birde  grev  hakkını  kullanamayan  memurlar,  emekliler, dul  ve  yetimler  var.  Hepsi  de;  sadaka  değil,  ‘hak’  istiyorlar.
İşşizlik  sorunu  da  başlı  başına,  onulmaz  bir yara.
Kazanmak  için,Medyum,   falcı,  üç  kağıtçı,  hayali  ihracatçı  olmak  mı,  gerek?  Sorusunu  yöneltmek  bile,  ne  ayıp  şimdilerde.  En  başta  İstanbul  ve   büyük  kentler  köyleşiyor. Pislik  ve  çirkinlik   buralarda  da  diz  boyu.   Ama  biz  bize  yaşıyoruz  işte.
*YABAN-Roman(Yakup  Kadri   Karaosmanoğlu…
------------------------------------------------------------------------------
PLAKETLERİM:
9.   BALKAN  TÜRK  FOLKLOR  VE ŞİİR   FESTİVALİ
SAYIN:   NECDET    TEZCAN
26-30  Temmuz  2015
Kırcaali   Belediye  Başkanı Müh. HASAN AZİS
Kırcaali-   Bulgaristan 
------------------------------------------------------------------------------
UNUTULAN    BİR   NOT:
Necdet   TEZCAN
Sone  yayınları,  Mayıs,  2011  64sayfa
“Bir  yanım  nota  kirlenmesi  şarkılarda/
Çöl  yeşerir çayın  döküldüğü  yerde”
Şair,   gözünü  dünyaya  yeni  açmış  bebekler   tadında
Örerken  şiirini,   biçimsel  denemelere de   uzak    kalmıyor.  Şiirini  sanatçı-  aydın  paydasında  kuruyor.(Yazarın  adı  silinmiş)