GÜZ ÜŞÜMELERİ KİTABIMDAN: Sayfa-58
GÜZ-GÖZ
Eylülün
Kapılara sığmaz hüznüne
İr gemi süzülür sonbahar
Güverte kuşları yine göç
Martı desenli yaz
Ekim
Solgun ufkun sarmalında
Ebruli sarı
Gülün asmagül duvarları
Yıldız devşirme uygarlığında
Uzak koyar yazımı
Kasım
En son baharın en son deseni
Sarar bedenimi mor sarmaşık
Ellerim yorgun kasımpatları
Tenim ıslak güz/göz
Tepelerde kış uykusuna
İliştirir yamağını aşk
(N. Tezcan
--------------------
Keşan-- Önder Gaz. (16.Eyl.95)
… VE ŞİNSİ ÖZDENOĞLU(4)
Ş. Özdenoğlu’na kitaplarımı göndermiştim.O da , eksik olmasın, bana “ACISIYLA YANMAK TÜRKİYE” nin şiirsel düz yazılarıyla, toplum ve insan gerçeğine bakışlar.. kitabını bir de mektup gönderdi. Sevindim.
Edebiyat dünyasının da dinlendiği bunalımlı yaz günlerinde gelen bu esinti, ak saçlarımı da okşadı, geçti.
Özdenoğlu’nun kitabını okuyorum. Ilıman bir iklimdeymişiz gibi duyumsuyorsunuz kendinizi. Çok alçak gönüllü ve çarpıcı bir
Anlatım. Sıkmayan bir4 yaklaşım, Bu ilk anlatıma rağmen sorunlara vurulan neşter. Çekilen ve aşılan sıkıntılar.
Ve Türkiye’mizin, toplumumuzun sorunlarını, acılarını özümsemiş bu nedenle dertlenen hüzünlenen ve kaleme sarılarak, bunları kağıda aktarmasını bir yazarla, şairle karşı karşıyayız.
Şiirsel bir anlatımın damaklarımızda bıraktığı tad, öyle “Yabana atılır” türünden değil.
Bu günlerde; yormayan sıkmayan ama birikimimize birikim katan bir kitap okumak istiyorsanız, bu sözünü ettiğim “Güzellikler toplamı” yapıtını okuyun, derim. Başka şeyler de söylemek isterim elbet. O zaman da yapıtı okurken alacağınız zevke karışmış olmaktan çekiniyorum.
Ş. Özdenoğlu’un gönderdiği mektuba da değinmeden edemiyorum. Alıntılar yaparak bunu gerçekleştirmeyi düşünüyorum.
Önce benim şiirlerim ve yazılarım için yazdıkları: “… şiirleriniz değişik, özgün bir söylemi yansıtıyor. Türkçemizin gücüne yeni imkanlar, yeni ufuklar arıyorsunuz. Düz yazılarınız ise, alabildiğine içtenlikli, insan sevgisiyle, dahası, kültürle yüklü…”
Günümüz edebiyat dünyası için de şunları iletiyor.”… yakından izlemekte olduğunuz gibi,; bizim gençlik yıllarımızın dostluklarla, değerbilirlik ve coşkularla süzülenmiş hoşgörülü edebiyat dünyasından çok uzaktayız. İdeolojik hizipçiliğe ve şartlandırılmışlığa bulaştırılmamış sanat, birleştirici barışçı değil; ayrıca ve köktenci bir marifet olarak saygınlığını -Ne yazık ki- yitiriyor.”
Sayın Özdenoğlu postmodernizm akımı için de şu saptamaları yapmış. “Postmodernistler ve karanlık şiir” sevdaları, uydurma bir yenilik hevesi içinde, yılların değerlerini ve eserlerini tümden yok etmek peşindeler. Gerçek odur ki: Yeni olan bizleriz çünkü yapıtlarımızı halk okuyor, seviyor.”
Son tümce Özdenoğlu için doğrudur. Ben, kendi açımdan aynı şeyleri söyleyemem.
Bir başka bölümde de şu görüşlere yer veriyor. “… Şu satırlarım kısa bir dertleşmeye vesile oldu.Eski yıllarda; özellikle 1951’de Lüleburgaz Kaymakamlığım sırasında, Edirne’ye ait anılarım var. Yıllar sonrası Edirne’nin beni şaşırtacağını sanıyorum. Belki bir, Edirne ziyaretiyle, sizlerle daha yakından tanışmak, benim için hem zevk, hem de onur olacaktır.”
Güzel söze ne denir?
Elbette bekleriz, söyleyişlerde buluşmanın tadında.
Yazı bitti. Şimdi yine kitabı okumaya yöneliyorum. Biraz yavaş gidiyor, çünkü sindire sindire okuyorum…
GÜNCEL SANAT DERGİSİ:Sayı-101- Mart-Nisan
RÜYA
Rüya bu ya
Mayın mayın
Sevgi döşenmiş sınırlara
Barış bayrakları kanat kanat
Kozasına çekilmiş çağdışı
Rüya bu ya
Kötülük Tencere dibinde kara
Aymazlık uçtu uçtu
Havalar ne kış ne kar
Gözlerimle gördüm
Paylaşırken bir dilim ekmeği
Milyarlar
(Necdet TEZCAN)