Çok kötü bir şair kadar kendine güvenen yoktur. (Mehmet Baydur)
Mehmet Baydur Cumhuriyetteki “ Pazar gezintisi” yazısını böyle sonlandırmış.
Öyle bir saptama şairliğe soyunanların kafasında en azından ramazan topu gibi patlamalı.Şairin aklının bir köşesine girip, onu sürekli uyarmalı, gibi geliyor bana. Kulağına küpe olmalı ya da.
Şiir, çok yönlü bir birikimin ürüne dönüşmesidir.
Biçim ve özde tutkulu kalabilmelidir, bu birikim.
Behçet Necatigil “Şiir bir yatırım işidir”, diye yazdığında. Aklım ermemişti bu yargıya.Şiir yazmakta nedir? Al kalemi eline, yaz sevgiline içinden geleni, alt alta diz sonra olsun sana şiir derdim, kendi kendime.
Yaşadıkça, yaşlandıkça belki de yaşlandıktan sonra dank etti kafama…
Bu ve benzer takıntılar, saptamalar…
Yeni başlayanlara bir diyeceğim yok elbet. Onlar kendilerini geliştirebilirse, bir çıraklık dönemini çabuk aşacaklardır. Hiç olmazsa bir bölümü. Ancak, bir de yaşını başını almışlar var. Böylelerine bir şey de söyleyemezsin. Ama ortalıkta dolaşıp dururlar. Ortaya çıkıp “şairim” diyebilirler, oy da toplayabilirler.
Bilimsel olmak,, olayları akıl yoluyla yorumlamak ve yargılamak yerine, çağdaş dogmalarla yaklaşmak ne denli çirkin olur.
Atatürk eğer isteseydi padişahlığı ve halifeliğini üstlenirdi. Başka biri olsaydı kesin bu yolu seçerdi. Başka biri olsaydı bunu yapardı. Ama böyle bir niyet ve girişimde bulunmadı. Ama yapmadı. Akıl ve bilim yolundan sapmadı.
Şimdi yıllardır süren inanç sömürüsü yoluyla çıkar bir yol bulabilirdi. Ama “hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” demesi ve diğer söyledikler ülkemizi bu günlere taşınmıştır.”Ne mutlu Türk olana dememiş, ne mutlu Türküm diyene demiştir.”
BAHÇEM
Aklın
Arka bahçelerinde
Esen rüzgar
Taşınmış ön bahçeye
Yaşamın dallarında
Hormonlu şarkılar
Bulutları lime lime
Mor gök
Ve kış garibanı kuşlar
Beslenmemizin DNA’sı bozuk
Giyim kuşam
Kel başa şimşir tarak
Ya da muz cennetinde
Şımarık şebboy
Güneşler açsın artık
Açık alnımda ülkem
(N. Tezcan)