Türk Dili Dergisi-Sayı:40
KİTAP KORKUSU
Türk Dili Dergisi’nin 40. Sayısında Ali Dündar “Kitaplar ve insanlar” adlı yazısına bir alıntı yapmış. Kitapların toplatılması ile ilgili saptamalar çok ilginç geldi bana. İşte:
“…kitap korkusu, günümüze değin süre gelmiştir.” Diyor ve sözünü ettiğim alıntıyı ekliyor. “…Anap’ın iktidar olduğu 1983 yılından buyana 458 yayın için toplatma kararı verilmiş. Bu yayınlardan (yazar, gazeteci, çevirmen ve yayıncı) 2792 kişi yargılanmış, çeşitli 368 müsadere ve imha kararı verilmiş. Bu yayınlardan 39 bin 38 kilosu 1986 yılında SEKA’da imha edilirken yaklaşık 40 ton yayın adli emanetlerde imha edilmeyi ya da mahkeme kararını bekliyor. 458 toplatma kararının dökümü şöyle sıralanıyor. 76 tür kitap, 11 ansiklopedi, 96 siyasal içerikli dergi,55 haftalık magazin, 79 seks dergisi, 14 müzik kaseti, 5 kartpostal, 64 günlük gazete, 48 haftalık magazin dergisi, 1 telefon rehberi, ve 5 atlas. Müsadere veimha kararı verilen yayınların dökümü de şöyle: 139 kitap, 5 atlas ve ansiklopedi,88 sayısal içerikli dergi, 54 magazin Dergisi,63 haftalık magazin gazetesi, 1telefon rehberi, 8 müzik ve video kaseti,10 günlük gazete, 1983 yılından bu yana 1883 yılından bu yana 1881 basın davasında yargılanan 2792 gazeteci, yazar yayıncı ve çevirmen için 2000 yıl hapis cezasıyla, milyarlara varan para cezası verilmiş…”
Fikir suçlarına yargıçlar haklı mı? Haksız mı?..Hukuk devletiyiz ya,… Bu açıdan bakınca doğru mudur kararlar, anlamak zor. Doğru bile olsa, yasalar çıkarılmış bile olsa, hiç hoş değil. Bu yasalar, ça ğd aş açıdan değiştirilip, yerine oturmadığı sürece kültürde olabilecek değişmeleri kesi güme gidecek, insanlarımız kitap okumaktan, almaktan yine korkacaktır.İnsanlarımız alıp okumuyor diye boşuna yakınmasak daha iyi gibi. Düşünceyi bu yönde geliştirip biçimlendiren oluşumlar ortadayken ne denir?
Pahalılık da önemli bir etken. Karnını doyurmayan, fizyolojik gereksinimlerini bile doyurmayan insana, insanlara nasıl kitap al, oku dersin? Tam tersi de önemli. Adamın parası çoktur, parasına para katmaktan başka zevki de yoksa, kitap almak, okumak onun için enayiliktir.
Kitap alan, okuyan, mutlaka okumayanlar farklı olacaktır. Her zaman, her enlemde hem boylamda.
Ali Dündar, şöyle noktalıyor yazısını.
“… Bu kitaptan kaçış ve kitap konusunu yüreklerimizden atamıyorsak uygar olduğumuzu, demokrat/laik bir toplumun aydınlanma sürecine girmiş bir ulusun bireyleri olduğumuzu; hele hele insan olduğumuzu nasıl kanıtlayacağız, dünyaya?...
Ben de bilmiyorum Sayın, A.Dündar, ben de bilemiyorum.
Bir bilene mi sorsak?...
-------------------------------------------------------------------------------
Edirne-haber gaz- 28.Ekim. 2000
SEN ÇOK YAŞA: CUMHURİYET,
77. YILINDA yine ELELE GÖNÜL GÖNÜLE
Cumhuriyet’in 75. Yıl yürüyüşünü videodan izlerken, bir yandan da o yıl Cumhuriyet’in ek olarak verdiği “ Cumhuriyetin İlk Yılları-1” kitabını karıştırıyorum.
Gözümün biri ekranda, öteki kitapta.
Böyle günlerde sevinçten olmalı, g özlerim yaşarır hep. Gizli gizli Hele,için için ağlarım. Hele Atatürk, aydınlanma sözleri geçtikçe, coşkum doruklara ulaşır.
77 yıl az şey değil. Cumhuriyet rejimi bir erdem bence.
Ve işte röpörtaja katılan çağdaş bir hanımın söyledikleri: Cumhuriyet çok güzel, onu seviyoruz. Onu kimselere vermeyiz. Kimse onu elimizden alamaz, yıkamaz.
Bugün, tarihi bir gün. Yürüyen hanım efendi bağıra bağıra; bu ülkeyi “çağ dışı kafalara bırakmayacağız.” Tüm Türkiye’nin ne demek istediğini, kimleri hedef aldığını özetleyiverdi.
Evet, bu ülkeyi çağ dışı, çetelere, teröre, geçit yok.
Ne yaparsanız yapın sizin işiniz olmaz. Bir an önce aklınızı başınıza devşirin
Çünkü; cumhuriyet demek, çağdaş olmak, Uygar olmak, bilimden ve akılcı olmak demektir.
Var mı Cumhuriyet gibisi? Kesinlikle yok.
Bakmayın siz örümcek kafalıların cüretine; temeli olmayan, sömürüye dayanan bir rejime, ülkeyi boş beyinler bile istedikleri şekle taşıyamaz.
Kendinizi çöl rüzgarlarına, sömürücülere kaptırmayın. Çünkü siz de biz de Cumhuriyetin çocuklarıyız ve şanslıyız.
Bu ortamda büyüyüp, serpildik. Yalan yanlış bilgilere inanmayın. Her bilgiyi aklınızın ve mantığınızın süzgeçinden geçirmeden sahiplenmeyin.
Öğretmenliğim tuttu yine. Başladım ders anlatmaya. 32 yıl anlattım ama karşımda hep gençler vardı. Şimdilerde yok. Artık boşluğa sesleniyorum.
Kimseler duymaz mı?
Kim demiş? Cumhuriyet duyar, Atatürk… duyar.
Bu ulu, bu yüce yürüyüşün bir ders olmasını öneriyorum. “Gelin birlik olalım” yunus bile yıllar önce söylemiş bunu. Şimdi de cumhuriyet söylüyor, aydınlanma haykırıyor. “Gelin birlik olalım....