AYKIRI SANAT DERGİSİ-Sayfa:72:
MAHMUT MAKALI TANIMAK
Edirne’de kitap fuarı yılları. İki-üç kez yaşandı ve bitti. Ne oldu da sonlandı anlayamadım.
Edirne’ye dönünce bir telefon. Eski bir öğrencim arıyor. Günlerdir beni aradığını söylüyor. Nedenini sordum. Sizi arayan çok ünlü bir yazar Kimdi diye, sordum. Mahmut Makal olduğunu söyledi. Şaşırmıştım, inanamadım.
Dünya çapında bir yazar beni niye arasındı?
Daha sonra basın aracılığı ile İstanbul kitap fuarında olduğunu öğrendim. Hemen telefona sarıldım. Böylece seslerimiz buluşmuştu. AĞLATI yapıtına şunları yazacaktır. “ Gıyabi de olsa, Necdet Tezcan’la tanışarak biraz daha çoğaldım. Bu çoğalmanın sevinciyle uçuruyorum kitaplarımı Ankara’dan Edirne’ye…15.2.1998
Daha sonra İstanbul’da Köy Enstitüleriyle ilgili bir toplantı… Baktım Makal’da var.
Gidişimizi o tarihe ayarlayarak doğru İstanbul’a gittiğimizde konferans başlamıştı. Bekledik. Konferans bitince, sahne kenarına gidip karşışında dikildim. Şöyle bir baktı. Kendimi tanıtınca ayağa kalktı. Beraberce eşimle, oğlumun beklediği yere gidince sohbete başladık. Önceden İzmit’e gideceklerdi. Bizler de o gece Sabancı öğretmen Evinde düzenlenen Göl Öğretmen Okulu’nun şölenine gittik.
Bu buluşmadan sonra, hemen hemen tüm kitaplarını bana imzalı olarak gönderdi. Ben de benimkileri…
İşte BOZKIRDAKİ KIVILCIM’da yazdıkları: “Sevgili Necdet Tezcan senin kuşağında emekli oldu. Artık öğretmen yetişmiyor. Enstitülerden örnekleri için cız etmeden okursun umarım. Öğretmenliğin kökü kesiliyor, insan yetiştirmek önleniyor. Sonrası kuru sıkı nutuk. Ne olacak bu ülke.28.1.1998
Şimdiler de telefonlaşıyoruz. Onunla görüştük sonra. İçime bir ferahlık doğuyor. Kuşlar gibi kanatlanıyorum hani. Hem bu denli büyük, hem bu denli alçak gönüllü bir çınar tanımadım henüz.
Öteki kitaplarında yazdıkları ilginç ve oylumlu:”Değerli ozanım Necdet Tezcan’a yüzcek tanışmanın ve Ankara’dan sevgiyle. 17.12.1997
İnsan gibi insan, yazar gibi yazar. Saygılar ve sevgiler…
----------------------------------
İKİ AKARSU
1-Günbalı (şiir)
2-Kepirtepe Işığı
Tekirdağ kıyılarından esen meltem, bu kez de iki yapıt uçurdu bana. Sevincim bu yüzden lale bahçesi. Yüreğim dalga. Tam kirazlar çiçeklenmeye başladığımda hem de. Çünkü dost ve kardeş Yapıtlarının ikisi de Öğretmen Dünyası dergisi yayını. GÜNBALI 64 sayfa ve yanlış saymadıysam 53 şiirden oluşmuş bu kez de. Yine kısa ve özlü şiirler hepsi de. Ancak az da olsa uzunca şiirler de var . İşte bir örnek: KÖYLÜLER: “Bir askerlik anıları vardı köylülerin/Kahveler de coşkuyla anlattığı//Askerler Silivri’ye alındığından beri/Ergenekon oldu yürekleri.”
“Az ama, öz ve derin bir çerçeveye sığdırır yapıttaki şiirlerini. Bu onun özelliği ve güzelliği olmuş artık. Başka bir deyişle uygun olur kanımca, “Az”, “Öz” ama derin.
“… Kitabının bir bölümünü “Özge’ye (torunu) şiirlere ayırmış. Torunu olan da olmayan da bu şiirleri sevecek. İşte birinin bir bölüm: “Torunumuz hoş geldi/Karakış kızı Özge bebeğimiz “İnsanı insana ekleyen/Gönül bağı…
Şiir şöyle sonlanmakta, “Kar örtüsü altındaki çimen/Sevgiyle çoğalan kardelen/Daldan dala uçan serçelerin/kanatlarında/sevinç/Ağlamayı güzelleştiren/İnsan sıcağı.
“Torun sevgisinin bambaşkalığı şiirleşince başka oluyor, doğrusu… Akarsu, yazdığı şiirlerle bu olguyu doğruluyor sanki.
Özge’ sağlıklı uzun ömürler diliyorum, vesileyle…
KEPİRTEPE IŞIĞI, yapıtında Köy Enstitülü çıkışlıları (Kepirtepe) bulmuş, onlarla söyleşerek bu yapıtı oluşturmuş. yer verdiği yaşlı delikanlılar; Hamdi İlker, Ömer Lütfi Yıldız, Ramazan Korkmaz, Hakkı Turan,Necati Özdilek, Hasan Durmaz, Enver İlgün, Yunus Akata, Ziver Çorbacı, Mehmet Emiralioğlu, Ayrıca kitabı olanların alıntılarına da yer vermiş… O kuşak artık sonsuzlukta yaşayacak. Hasan Akarsu’nun daha önce de böyle çalışmaları olmuştu.
Akarsu, soyadıyla uyuşan bir ozan-yazarımız. Sanat Okyanusunu akarsu akarsu varsıllaştırıyor boyuna Göz kamaştırıcı üretimiyle yıllardır gündemde.
Gece bile uyumuyor sanki.
Bu yazdıklarım övgü ise, ya da öyle düşünmek isteyenler olursa, diyeceğim şu olur….. Az bile.